4. ÜNİTE: MADDE VE ENDÜSTRİ

Yeni müfredata göre basılan MEB ders kitabından hazırlanmıştır.
Cevapla
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 350
Kayıt: 15 May 2019, 11:08
Konum: Kocaeli
İletişim:

4. ÜNİTE: MADDE VE ENDÜSTRİ

Mesaj gönderen admin » 05 Ağu 2019, 14:23

BU ÜNİTE 6 BÖLÜMDEN OLUŞUR
1. PERİYODİK SİSTEM
2. FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞİMLER
3. KİMYASAL TEPKİMELER
4. ASİTLER VE BAZLAR
5. MADDENİN ISI İLE ETKİLEŞİMİ
6. TÜRKİYE’DE KİMYA ENDÜSTRİSİ


1. BÖLÜM: PERİYODİK SİSTEM
Anahtar Kavramlar
— Grup
— Periyot
— Periyodik Sistem
— Metal
— Ametal
— Yarı metal
— Soygaz

Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda elementleri metal, ametal ve yarı metal olarak sınıflandırabilecek, periyodik sistemin oluşturulma sürecini öğreneceksiniz.

Geçmişten Günümüze Periyodik Sistem
Kütüphanedeki kitapların belirli bir düzende sıralanması gibi elementler de bilim insanları tarafından belirli bir düzende sınıflandırılmıştır. Geçmişten günümüze elementleri sınıflandırmak için pek çok çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda elementlerin belirli bir düzende yerleştirildiği periyodik sistem geliştirilmiştir.

Elementleri belirli bir düzene koymak için yapılan ilk çalışmalar, Alman Kimyacı Wolfgang Döbereiner (Volfgank Döberayner, 1780-1849) tarafından yapıldı. Döbereiner, bazı elementlerin üçlü gruplar hâlinde düzenlenebileceğini fark etti.

Daha sonraları İngiliz Kimyacı John Newlands (Can Nivlınds, 1837-1898) elementleri sekizli gruplar hâlinde ayırdı.

Günümüzde kullanılan periyodik sistemin oluşumuna en büyük katkı Rus Bilimci Dimitri Mendeleyev’e (Dimitri Mendeleyev, 1834- 1907) aittir. Mendeleyev, her element için bir kart hazırlayarak elindeki tüm bilgileri bu kartlarda topladı. Bundan sonra, kartları atom kütlesi artışına göre yatay bir sıra hâlinde dizmeye başladı.
Mendeleyev, yaptığı araştırmalar sonucunda birbiri altında olan elementlerin benzer özellikleri olduğunu keşfetti. Mendeleyev, her sekiz ya da on sekiz elementte bir, özelliklerin tekrarlandığını buldu. Bu tekrarlarda bir atlama olduğunda büyük olasılıkla keşfedilmemiş bir elementin olduğunu düşündü. Buraları boş bıraktı ve keşfedilmemiş bu elementlerin bazı özellikleri hakkında tahminlerde bulundu. Mendeleyev, 1869 yılında element tablosunu yayımladı.
Mendeleyev’in başlıca hatası, elementlerin özelliklerini etkileyen faktörün kütleleri olduğunu düşünmesiydi. Aslında elementlerin özelliklerini etkileyen faktör, elementlerin atom numarası yani proton sayısıydı.

Atom numaralarının öneminin farkına varan İngiliz fizikçi Henry Moseley (Henri Mozeli, 1887-1915) oldu. Elementler atom numaralarına göre yatay olarak dizildiğinde Mendeleyev’in tablosundaki hatalar giderildi.

Atomlar, proton sayılarına göre çizelgeye yerleştirildiğinde elementlerin özellikleri belirli aralıklarla tekrar eder. Bu nedenle bu tabloya periyodik sistem (periyodik tablo) adı verilmiştir. Periyodik sistemde elementler, artan atom numaralarına göre düşey ve yatay sıralar oluşturur. Periyodik sistemdeki düşey sıralara grup, yatay sıralara periyot adı verilir.
Periyodik sistemde 7 tane periyot, 18 tane grup vardır. Gruplardan 8 tanesi “A” grubu, olarak adlandırılır. A grupları; 1A, 2A, 3A, ..., 8 A olarak gösterilir.
Resim

Elementlerin Sınıflandırılması
Periyodik sistemde bulunan elementlerden bazıları parlak görünümlüyken bazıları mat görünümlüdür. Bazıları yumuşaktır, şekil alabilir; bazıları ise sert ve kırılgandır. Bazı elementler katı, bazıları sıvı, bazıları ise gaz hâlinde bulunur. Acaba hangi elementler hangi özelliklere sahiptir? Elementler özelliklerine göre nasıl sınıflandırılır? Dünya’daki her şey elementlerden oluşur. Elementler görünüm, elektriği iletme, fiziksel hâl, elektron alıp verme gibi pek çok özellikler dikkate alınarak metal, ametal ve yarı metal şeklinde sınıflandırılır.

Metaller
Metaller genellikle dayanıklı, ağır ve parlak görünümlüdür. Demir, bakır, alüminyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum, kurşun, kalay ve cıva günlük yaşamda karşılaştığımız metallerden bazılarıdır.
Resim
Metaller günlük yaşamda pek çok alanda karşımıza çıkar. Tencere, kaşık, çatal, elektrik telleri, elektronik cihazlar, inşaat malzemeleri ve daha birçok alanda metaller kullanılır. Örneğin; kalsiyum diş macunlarında, kireç ve çimento üretiminde; cıva termometre, diş dolgusu ve pil yapımında kullanılır. Altın, ziynet ve süs eşyası yapımında; kurşun ise akü, lehim ve pil yapımında kullanılan metallerdendir.
Resim

Periyodik sistemdeki elementlerin büyük kısmını metaller oluşturur. Metaller periyodik sistemin daha çok sol ve orta kısmında bulunur. Aşağıdaki periyodik tabloda metallerin bulunduğu yerler mavi renk ile gösterilmiştir.

Resim

Metallerin özelliklerinden bazıları aşağıda sıralanmıştır:
— Oda koşullarında genellikle katı hâlde bulunurlar. Sadece cıva (Hg) katı hâlde bulunmaz.
— Yüzeyleri parlaktır.
— Tel ve levha hâline getirilebilirler.
— Isıyı ve elektriği iletirler. Bu nedenle elektrik telleri, soba gibi pek çok araç gerecin yapımında kullanılır.
— Erime ve kaynama noktaları yüksektir.
— Atomik yapılıdırlar.


Ametaller
Ametaller katı, sıvı ve gaz hâlinde bulunabilir. Ametallerden kükürt, kauçuk üretiminde ve tarım ilacı yapımında kullanılır. Klordan, suların dezenfekte edilmesinde ve temizlik malzemesi yapımında yararlanılır. İyot, ilaç ve mürekkep yapımında kullanılır. Kömürün yapısında bulunan karbondan çelik üretimi gibi pek çok alanda yararlanılır.
Resim

Ametaller (H hariç) periyodik sistemin sağ üst köşesinde yer alır. Aşağıdaki periyodik tabloda ametaller gösterilmiştir.
Resim

Ametallerin özelliklerinden bazıları şunlardır:
— Yüzeyleri mattır.
— Isı ve elektriği iyi iletmezler.
— Tel ve levha hâline gelmezler.
— Molekül yapılıdırlar.
— Oda sıcaklığında farklı hâllerde bulunabilirler.
— Erime ve kaynama noktaları düşüktür.


Soygazlar
Ametallerden 8A grubunda yer alanlar soygaz olarak adlandırılır. Soygazlardan bazıları, uçan balonların içinde ve bazı neon lambalarda kullanılır. Çok hızlı hareket eden cisimlerin fotoğraflarını çekebilmek için bazı soygazlardan yararlanılır. Ayrıca, elektrik ampullerinin doldurulmasında da soygazlar kullanılır.
Soygazlar periyodik sistemin en son grubunda yer alır. Aşağıdaki periyodik tabloda sarı renk ile soygazlar gösterilmiştir.
Resim

Soygazların özelliklerinden bazıları aşağıda verilmiştir:
— Erime ve kaynama noktaları düşüktür.
— Tel ve levha hâline getirilemezler.
— Oda sıcaklığında gaz hâlinde bulunurlar.


Yarı Metal
Periyodik tabloda metaller ve ametaller arasında olan bazı elementler vardır. Bunlar yarı metal olarak adlandırılır. Bor, silisyum, germanyum,arsenik, tellür ve polonyum yarı metallere örnektir. Aşağıdaki periyodik tabloda yarı metaller yeşil renk ile gösterilmiştir.
Resim

Önemli bir yarı metal olan silisyum, güneş enerjisi panelleri ve yapı malzemelerinde kullanılır. Ülkemizde çok fazla bulunan bor, ısıya dayanıklı cam imalatında, roketlerde ateşleyici olarak ve nükleer santrallerde kullanılır.


2. BÖLÜM: FİZİKSEL VE KİMYASAL DEĞİŞİMLER
Anahtar Kavramlar
— Fiziksel değişim
— Kimyasal değişim


Neler Öğreneceksiniz?

Bu bölümü tamamladığınızda maddede meydana gelen değişimleri fiziksel ve kimyasal değişim olarak sınıflandıracaksınız. Günlük yaşamdan fiziksel ve kimyasal değişimlere örnekler verebileceksiniz.

Fiziksel ve Kimyasal Değişim Nedir?

Fiziksel Değişim
Günlük yaşamda karşılaştığınız kırılma, yırtılma, ezilme, erime, donma gibi olaylarda maddelerin sadece dış görünüşü değişir. Maddenin iç yapısında bir değişiklik olmaz. Böyle değişimlere fiziksel değişim adı verilir. Fiziksel değişim sonucunda maddelerin renk, şekil, büyüklük gibi özellikleri değişebilir. Ancak yeni maddeler oluşmaz.

Aşağıda fiziksel değişime günlük yaşamdan örnekler verilmiştir.
Resim

Kimyasal Değişim
Günlük yaşamda karşılaşılan bazı olaylar sonucunda maddenin yapısı değişir ve yeni maddeler oluşur. Ekşime, yanma, küflenme, çürüme, mayalanma bunlardan bazılarıdır. Bu tür değişimlere kimyasal değişim adı verilir.

Resim


3. BÖLÜM: KİMYASAL TEPKİMELER

Anahtar Kavramlar
— Kimyasal tepkime
— Kütlenin Korunumu


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda kimyasal tepkimeleri ve hangi maddelerin kimyasal tepkimeler sonucu oluştuğunu öğreneceksiniz.


Kimyasal Tepkimeler Nasıl Oluşur?
Bir odun baltayla ikiye kesildiğinde odunun yalnızca şeklinde bir değişim olur. Fakat odun yakıldığında geriye kalan kül, odunun özelliklerini taşımaz. Yanma, paslanma, çürüme, ekşime, gibi olaylar sonucunda maddenin iç yapısında değişimler olur, yeni maddeler oluşur. Maddelerin kimyasal değişime uğrayarak yeni maddeleri oluşturma sürecine kimyasal tepkime denir. Vücudumuzdaki sindirim, solunum gibi faaliyetler, fotosentez olayı, yemeğin pişmesi gibi olaylar kimyasal tepkimeler sonucu meydana gelir.

Resim

Kimyasal tepkime sonucu yeni bir madde oluşur. Bu sırada tepkimeye giren maddeler özelliklerini kaybeder. Tepkime sonucu oluşan yeni maddenin fiziksel ve kimyasal özellikleri farklıdır. Örneğin yanıcı bir madde olan hidrojen (H2) ile yakıcı madde oksijen (O2) arasındaki kimyasal tepkime sonucu, özellikleri bu iki maddeye de benzemeyen su (H2O) oluşur.
Resim

Su, karbondioksit, yemek tuzu gibi pek çok bileşik, kimyasal tepkimeler sonucunda oluşur. Aşağıda yemek tuzunun (NaCl) modeli yer almaktadır.
Resim

Kimyasal Tepkimelerde Kütlenin Korunumu

Bir kimyasal tepkimede tepkimeye giren maddelerin kütleleri toplamı, tepkimeden çıkan maddelerin kütleleri toplamına eşittir. Etkinlikte de gözlemlediğiniz gibi tepkimeye giren bakır ve kükürtün kütleleri toplamı, etkinlik sonucunda oluşan bakırsülfürün (CuS) kütlesi toplamına eşittir.
Kimyasal tepkime sırasında tepkimeye giren ve çıkan maddelerin atom sayılarında bir değişiklik olmadığı için toplam kütle de değişmez. Kısacası kimyasal tepkimelerde kütle korunur. Örneğin 32 g S ile 32 g O2 tepkimeye girerek 64 g SO2 oluşur.
Resim


4. BÖLÜM: ASİTLER VE BAZLAR

Anahtar Kavramlar
 Asit
 Baz
 pH
 Asit yağmurları


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda günlük yaşamda asit ya da baz özelliği taşıyan maddelerin neler olduğunu, asit-bazların yararlarını ve zararlarını öğreneceksiniz. Asit yağmurlarının insan ve çevre üzerine olan etkilerini fark edeceksiniz.

Asitleri ve Bazları Tanıyalım

Asitler
Asitli olan bazı meyve ve içecekleri tattığınızda bunların ekşi olduğunu hissedebilirsiniz. Bunlara ekşi tadı veren, içerdikleri asitlerdir. Sulu çözeltilerinde hidrojen iyonu (H+) oluşturan maddelere asit adı verilir. Aşağıda bazı yiyecek ve içeceklerde bulunan asit türleri verilmiştir.
Resim

Yiyecek ve içeceklerde bulunan asitler dışında başka asit çeşitleri de vardır. Örneğin otomobil akülerinde sülfirik asit (H2SO4) kullanılır. Midemizde hidroklorik asit (HCl) adı verilen bir asit vardır. Bu asit, besinlerin sindirilmesine yardımcı olur. Kezzap olarak bilinen nitrik asit (HNO3) dinamit yapımında ve gübre üretiminde kullanılır. Fosforik asit (H3PO4) ise ilaç ve gıda sanayisinde kullanılan bir asittir. Böyle asitlerin tatlarına kesinlikle bakılmamalıdır.
Resim

Bazlar
Sulu çözeltilerinde hidroksit (OH–) iyonları oluşturan maddelere baz adı verilir. Bazların tadı acıdır. Bazlar cilde kayganlık hissi verir. Örneğin sabunla elinizi yıkadığınızda elinizin kayganlaştığını hissedersiniz. Günlük yaşamda kullanılan pek çok maddede baz vardır. Aşağıda bazı maddelerin hangi bazları içerdiği verilmiştir.
Sodyum hidroksit (NaOH), sabun ve lavabo açıcılarının yapımında kullanılır. Yapay ipek, kâğıt, tekstil, boya ve petrol rafinerilerinde de sodyum hidroksitten yararlanılır.
Resim

Kalsiyum hidroksit (Ca(OH)2), çimento ve harç yapımında kullanılır. Temizlik malzemeleri, gübre ve patlayıcı yapımında ise amonyaktan (NH3) yararlanılır. Siz de asit ve bazlara günlük yaşamdan örnekler veriniz.
Resim

Bir asidin çözünerek hidrojen iyonları (H+) oluşturduğu çözelti asidik çözelti, bir bazın çözünerek hidroksit iyonları (OH–) oluşturduğu çözelti ise bazik bir çözeltidir. Asitler içerdikleri H+, bazlar ise içerdikleri OH– miktarına göre kuvvetli ya da zayıf olarak adlandırılır. Bir çözeltinin asitlik ve bazlık derecesini tarif eden ölçü birimine pH adı verilir. Düşük pH değeri olan bir çözelti çok sayıda hidrojen iyonuna (H+), yüksek pH değeri olan çözelti ise çok sayıda hidroksit iyonuna (OH–) sahiptir.

pH değerleri 7 olan çözeltiler nötr, 0-7 arası olan çözeltiler asidik, 7-14 arası olan çözeltiler bazik olarak nitelendirilir. Kuvvetli asitlerin pH değeri düşük, zayıf asitlerin pH değerleri yüksektir. pH değeri yüksek olan bazlar kuvvetli, düşük olanlar ise zayıf bazlardır.
Resim

Maddelerin pH değerlerini ölçmenin farklı yolları vardır. Çözeltilerin pH değeri pH metre adı verilen bir cihaz ile ölçülebilir.

Maddelerin pH değerlerini ölçmek için pH kâğıtları da kullanılabilir. Bu kâğıtlar, içine batırılan asit ya da bazın gücüne bağlı olarak farklı renklere dönüşür. Bu renk aralıklarından yararlanılarak maddelerin pH değerleri belirlenir.

Resim
Çözeltideki pH değeri değiştikçe çözeltide renk değişimine neden olan bazı maddeler vardır. Bunlara indikatör ya da ayıraç adı verilir

Asitlerin ve bazların bazı özellikleri aşağıda sıralanmıştır:

ASİTLER
— Tatları ekşidir. Ancak asitlerin tatlarına bakmak tehlikelidir.
— Kuvvetli asitler yakıcı ve cildi tahriş edici özelliğe sahiptir.
— Sulu çözeltileri elektriği iletir.
— Asitlerin pH değeri 0-7 aralığındadır.
— Mavi turnusol kâğıdının rengini kırmızıya çevirir.

BAZLAR
— Tatları acıdır. Ancak bazların tatlarına bakmak tehlikelidir.
— Cilde kayganlık hissi verir.
— Sulu çözeltileri elektriği iletir.
— Bazların pH değeri 7-14 aralığındadır.
— Kuvvetli bazlar, tahriş edici özelliğe sahiptir.
— Kırmızı turnusol kâğıdının rengini maviye çevirir.

Asitlerin ve Bazların Maddeler Üzerindeki Etkileri

Asitler ve bazlar günlük yaşamımızda bazı eşya ve malzemelerin yüzeylerinin bozulmasına ya da aşınmasına neden olabilir. Örneğin bulaşık deterjanları baziktir. Deterjanlar zamanla cam ve porselen yüzeyli eşyaları aşındırır ve bunların bulanık görünmesine neden olur. Tuz ruhu gibi temizlik malzemeleri fayansların aşınmasına neden olabilir. Mermer ve plastik ürünler asitlerden etkilenir.
Asitlerin ve bazların bulunduğu kapların üzerinde belirli işaretler vardır. Asitlerin ve bazların zararlı etkilerinden korunmak için bu işaretlerle karşılaşıldığında dikkatli olunmalı ve gerekli tedbirler alınmalıdır.
Resim

Asit Yağmurları
Normal koşullarda oluşan yağmurun pH değeri yaklaşık 6,5’tir. Bazı durumlarda havanın bileşimi değişir ve oluşan yağmurun pH değeri 5’ten daha düşük yani asidiktir. Bu şekilde asit yağmurları oluşur.

Endüstriyel faaliyetlerin ve enerji tüketiminin fazla olduğu yerlerde yakılan kömür, petrol gibi fosil yakıtlardan karbondioksit (CO2), kükürtdioksit (SO2) ve azotdioksit (NO2) gazları açığa çıkar. Bu gazlar, bulutlardaki su buharıyla tepkimeye girerek sülfürik asit (H2SO4) ve nitrik asit (HNO3) gibi asitlerin oluşumuna neden olur. Bu asitler, yağmur gibi doğa olayları sonucunda yeryüzüne inmektedir. Bu yağmurlara asit yağmurları adı verilir.
Asit yağmurları tüm çevreye zarar vermektedir. Ancak bundan en çok etkilenen ormanlar ve tarım alanlarıdır.

Göllere ve akarsulara düşen asit yağmurları, sudaki asit dengesini bozar. Burada yaşayan balıklar ve diğer canlılar bu durumdan olumsuz etkilenir. Bu şekilde birçok canlı türünün nesli tükenmekte ve doğadaki denge bozulmaktadır. Asit yağmurları; mermer, kireç, metal, kum gibi maddelerden yapılan heykel, bina, tarihî eser ve doğal anıtlara da zarar vermektedir

Resim

Doğal çevreyi korumak ve asit yağmurlarının etkisini en aza indirmek için ülkelerin, toplumların ve bireylerin üzerine düşen bazı görevler vardır. Bu konuda yapılması gerekenlerden bazıları aşağıda sıralanmıştır:
— Enerji tüketiminde fosil yakıtların yerine güneş enerjisi, jeotermal enerji, rüzgâr enerjisi vb. enerji kaynaklarının kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
— Orman yangınları engellenmeli ve yeşil alanlar artırılmalıdır.
— Egzoz gazlarını azaltmak için özel araçların yerine toplu taşıma araçları daha yaygın kullanılmalıdır.
— Kalitesiz, kaçak kömür kullanımı engellenmelidir.
— Doğal gaz kullanımı yaygınlaştırılmalıdır.
— Araçların bakımları zamanında yapılmalıdır.
— Endüstriyel tesislerin bacalarına filtreler takılmalıdır.

5. BÖLÜM: MADDENİN ISI İLE ETKİLEŞİMİ

Anahtar Kavramlar
 Öz ısı
 Isı


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda günlük yaşamda meydana gelen hâl değişimleri ile ısı alışverişi arasındaki ilişkiyi fark edecek, ısı ve öz ısının bağlı olduğu faktörleri öğreneceksiniz.

Öz Isı Nedir?

Başlangıç sıcaklıkları ve kütleleri eşit olan farklı iki maddeye eşit miktarda ısı verildiğinde her ikisinin son sıcaklıkları eşit olmaz. Bunun nedeni farklı maddelerin öz ısılarının farklı olmasıdır. Öz ısı bir saf maddenin 1 gramının sıcaklığını 1 °C artırmak için gerekli olan enerjidir.

Her maddenin öz ısı değeri farklı olduğu için öz ısı, ayırt edici bir özelliktir. Öz ısı birimleri cal/g°C ve J/g°C şeklinde ifade edilir.

Demirin ve camın öz ısılarına bakıldığında camın öz ısısının demirden daha büyük olduğu görülür. Camın ısınması için gereken ısı, demirin ısınması için gerekenden fazladır. Bu nedenle Güneş altında kalan bir arabanın metal kısımlarının sıcaklığı, cam kısmının sıcaklığından büyüktür.
Resim

Öz ısı ayırt edici bir özellik olduğu için öz ısının bu özelliğinden farklı alanlarda yararlanılır. Örneğin cıvanın öz ısısı düşüktür. Bu nedenle cıva bazı termometrelerde kullanılır. Bir maddenin öz ısısı ne kadar büyükse o maddenin sıcaklığını artırmak o kadar zordur. Zeytinyağının öz ısısı, sudan küçük olduğu için zeytinyağı sudan daha çabuk ısınır.

Bir maddeye ısı verildiğinde maddenin içindeki moleküllerin toplam hareket enerjisi artar. Madde dışarıya ısı verdiğinde ise azalır. Maddedeki moleküllerin sahip olduğu toplam hareket enerjisi, maddenin kütlesine bağlıdır.

Özdeş iki maddeyi belirli bir sıcaklığa kadar ısıtmak için kütlesi büyük olana daha çok ısı vermek gerekir. Örneğin aşağıda verilen görselde 200 g su bulunan beherglasta daha fazla tanecik vardır. Bu nedenle 200 g su bulunan beherglası daha çok ısıtmak gerekir.
Resim

Hâl Değişimi ve Isı Arasındaki İlişki

Maddelerin ısı alarak ya da ısı vererek bir hâlden diğerine geçmesine hâl değişimi adı verildiğini biliyorsunuz. Maddelerin hâl değiştirmesi için gerekli ısı, maddenin cinsine ve kütlesine bağlıdır.

Hâl Değişim Grafikleri
İçinde bir miktar buz bulunan bir kaptaki buza sürekli ısı verildiğinde buz erir, suya dönüşür. Su daha sonra buharlaşır.

Kabın içindeki belirli bir miktar su sürekli soğutulduğunda ısı kaybederek donar.
Suyun buza dönüşümü sırasındaki bu hâl değişiminin de sıcaklık-zaman grafiği çizilebilir.

Resim

A-B: Bu bölgede su katı hâldedir yani buzdur. Isı aldığı için buzun sıcaklığı sürekli yükselmektedir. Buzun sıcaklığındaki bu yükselme erime noktasına ulaşıncaya kadar devam eder.
B-C: Bu bölgede madde, buz-su karışımıdır. Buz erimektedir. Maddenin aldığı ısı, sıcaklığı artırmaya değil, taneciklerin arasındaki bağları koparmaya yarar. Bu bölgede erime olduğu için sıcaklık sabittir.
C-D: Bu bölgede, madde sıvı hâldedir yani sudur. Isı alan suyun sıcaklığı sürekli artar. Suyun sıcaklığındaki bu yükselme, su kaynama sıcaklığına ulaşıncaya kadar devam eder.
D-E: Bu bölgede madde, su-buhar karışımıdır. Su buharlaşmaktadır. Suyun aldığı ısı, sıcaklığı artırmaya değil, tanecikler arası bağları koparmaya yarar. D noktasında kaynamaya başlayan su, E noktasında tamamen buhar olur.
E-F: Bu bölgede, madde tamamen gaz hâlindedir yani su buharıdır. Aldığı ısı ile buharın sıcaklığı sürekli yükselir.


Buhar hâlinde bulunan su taneciklerinin hâl değişim grafiği aşağıda gösterilmiştir

Resim

A-B arasında su buharının sıcaklığı azalır. B noktasında buhar yoğunlaşmaya başlar.
B-C arasında su buharı yoğunlaşmaya devam eder. Bu sırada hâl değişimi olduğu için sıcaklık sabittir.
C noktasında buhar tamamen sıvı hâle dönüşmüştür.
C-D arasında su soğumaya devam eder. D noktasında su donmaya başlamıştır.
D-E arasında su, sıvı hâlden katı hâle geçmeye devam eder. Bu nedenle sıcaklık sabittir.
E noktasında yani donma noktasında su tamamen donarak buz hâline geçer.

Hâl Değişimi ve Isı Alışverişi

Katı hâldeki maddelerin molekülleri arasındaki bağlar sıvı hâldeki maddelere göre daha sağlamdır. Gazlarda ise moleküller arası bağlar yok denecek kadar zayıftır. Ayrıca katılarda moleküller arası boşluklar sıvılardakine ve gazlardakine göre daha azdır. Katı maddelere ait tanecikler sadece titreşim hareketi yapar. Maddenin sıcaklığı arttıkça sahip olduğu ısı enerjisi ve taneciklerin titreşimi artar.

Böylece maddedeki atomlar daha serbest bir şekilde hareket etmeye başlar. Bu şekilde aldığı ısının etkisiyle katı hâlden sıvı hâle geçer yani erir. Madde ısı almaya devam ettikçe taneciklerin hareketi artar. Bu şekilde, madde sıvı hâlden gaz hâline geçer yani buharlaşır. Bu durum aşağıdaki görselde ifade edilmiştir
Resim

Erime, buharlaşma, süblimleşme gibi hâl değişim olayları sırasında maddeler dışarıdan ısı alır. Donma, yoğunlaşma, kırağılaşma olayları sırasında ise maddeler dışarıya ısı verir. Bunun sonucunda maddeler hâl değiştirir. Her bir hâl değişimi sırasında maddeler arasında ısı alışverişi gerçekleşir. Ayrıca saf maddelerin hâl değişimi sırasında sıcaklık sabit kalır, değişmez.

Resim

Dolaptan çıkan soğuk bir içecek kutusunun üzerinde bir süre sonra su damlacıkları oluşur. Bunun nedeni kutu ile havadaki su buharı arasında gerçekleşen ısı alışverişi sonucu su buharının yoğunlaşmasıdır. Elinize döktüğünüz kolonyanın buharlaşmasının nedeni de kolonya ile eliniz arasında gerçekleşen ısı alışverişidir.
Resim

6.BÖLÜM: TÜRKİYE’DE KİMYA ENDÜSTRİSİ

Anahtar Kavramlar
— Kimya endüstrisi
— Kimya dernekleri
— Kimya sektörü


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda Türkiye’deki kimya endüstrisinin işleyişini, bu alandaki meslekleri, kurum ve kuruluşları öğreneceksiniz. İthal ve ihraç edilen kimyasal ürünlerle ilgili bilgi sahibi olacaksınız.

Kimya Endüstrisi ve Önemi
Kimya endüstrisi; günümüzde birçok endüstri koluyla ilişkili, hayatı kolaylaştıran, her türlü ürünün üretimine ve gelişimine katkı sağlayan bir sektördür. Kimya endüstrisi diğer sektörlerin öncüsü konumundadır. Kimya endüstrisi alanındaki işletmelerin toplum ve ülke ekonomisine önemli katkıları vardır.

Resim
Resim
Resim

Cumhuriyetin ilanından sonra ülkemizdeki sanayi kollarının geliştirilmesi için çalışmalar yapılmıştır. 1934-38 yıllarında Birinci Beş Yıllık Sanayileşme Planı hazırlanmıştır. Bu plan doğrultusunda ülkenin çeşitli yerlerinde şeker, dokuma, maden, selüloz ve seramik fabrikalarının kurulması plana bağlanmıştır.

1950’lerden sonra ise ulaşım olanaklarının gelişmesi, nüfusun artarak kırsal kesimden şehirlere göç eden iş gücü potansiyeli, özel sektörün sanayiye yatırım yapması gibi etkenler sanayinin gelişmesini ve çeşitlenmesini sağlamıştır. 1961 yılında İzmit’te kurulan rafineri LPG, motorin, fuel oil, jet yakıtı, gaz yağı üretmeye başlamış ve üretimin bir kısmını da ihraç etmiştir. İzmit’teki rafineri dışında İzmir Aliağa’da, Mersin Ataş’ta, Batman ve Kırıkkale’deki rafineriler, ülkemizde plastik, lastik ve sentetik eşya üretimini arttırmıştır.

Yapay gübre ile çeşitli kimyasal madde asitlerinin üretimi de 1970’lerden sonra önemli bir gelişme göstermiştir. İzmit’teki klor ve kostik soda fabrikası; Karabük’te asit, sülfürik, amonyum, sülfat, naftalin üreten kuruluşlar; Bandırma’daki sülfürik asit ve borik asit fabrikaları bunlara örnek verilebilir. 1980’den sonra şehirlerin çevresinde küçük sanayi siteleri açılmıştır. İlaç sanayisine ait olanlar İstanbul ve yakın çevresinde toplanmıştır. Boya sanayisi ise İstanbul, İzmir ve Mersin’dedir. Bu dönemde ihracat ve ithalat gelişmiş tekstil, otomotiv ve petrol ürünleri gibi pek çok alanda üretim artmıştır.

Aşağıda, ülkemizdeki kimya endüstrisine katkı sağlayan bazı kurum ve kuruluşlar verilmiştir:

Resim
Resim

Kimya Endüstrisindeki Meslek Dalları

Kimyagerlik, maddelerin kimyasal nitelikleri, molekül yapıları ve her cins kimyasal örneğin analizi konusunda çalışmalar yapan meslek dalıdır.
Kimya mühendisliği, maddelerin kimyasal yapılarının, enerji içeriklerinin veya fiziksel hâllerinin değişime uğradığı aşamaların geliştirilmesi ve uygulanması ile ilgilenen çok yönlü bir mühendislik dalıdır.
Kimya teknisyenleri; her türlü kimyasal ham maddenin üretimi, kalite kontrolü ve analizinde araştırma-geliştirme laboratuvarlarında kimya mühendislerinin ve kimyagerlerin denetimi altında çalışan kişilere verilen unvandır.

Ünite Sonu Değerlendirme Soruları
A. Aşağıdaki bilgiler doğru ise yay ayraç içine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
1) (....) Periyodik sistemdeki elementlerin çoğu metaller grubunda yer alır.
2) (....) Periyodik sistemin son grubunda soygazlar yer alır.
3) (....) Metallerin hepsi oda koşullarında katı hâlde bulunur.
4) (....) Ametaller ısı ve elektriği iyi iletir.
5) (....) Sulu çözeltileri hidroksit (OH–) oluşturan maddeler baz olarak adlandırılır.
6) (....) Kimya endüstrisi ile ilgili tek meslek dalı, kimya mühendisliğidir.
7) (....) Kimyasal tepkimeler sonucu oluşan yeni madde, kendisini oluşturan maddelerin özelliklerini taşımaz.

B. Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere kutucukların içinde bulunan kelimelerden uygun olanları yazınız.

Resim
1) Periyodik sistemdeki düşey sıralara ………………......... adı verilir.
2) Sulu çözeltilerine H+ iyonu veren maddelere .………………......... adı verilir.
3) pH değeri 7 olan çözeltiler ………………........................ çözeltilerdir.
4) Sulu çözeltilerine OH– iyonu veren maddelere ………………........................ denir.
5) Periyodik sistemdeki yatay sıralara ………………........................ adı verilir.
6) Maddelerin sadece dış görünüşünde meydana gelen değişimlere ………………........................değişim denir.


LGS ÖRNEK SORULARI ÇÖZMEK İÇİN TIKLAYIN > viewtopic.php?f=150&t=126



Cevapla

“8. Sınıf Fen Bilimleri Konu Özetleri” sayfasına dön