2. ÜNİTE: VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER

6. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Ünitelerin Konu Özetleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 385
Kayıt: 15 May 2019, 11:08
Konum: Kocaeli
İletişim:

2. ÜNİTE: VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER

Mesaj gönderen admin »

Aşağıdaki özet yeni müfredata göre basılan MEB ders kitabından hazırlanmıştır.

BU ÜNİTE 5 BÖLÜMDEN OLUŞMUŞTUR.
• DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ
• SİNDİRİM SİSTEMİ
• DOLAŞIM SİSTEMİ
• SOLUNUM SİSTEMİ
• BOŞALTIM SİSTEMİ

2. ÜNİTE: VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER - KISA ÖZET

Resim
Resim
Resim

2. ÜNİTE: VÜCUDUMUZDAKİ SİSTEMLER - UZUN ÖZET

1. BÖLÜM: DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ
KONU VE KAVRAMLAR
• Kemik ve Kemik Çeşitleri
• Eklem ve Eklem Çeşitleri
• Kıkırdak
• Kaslar ve Kas Çeşitleri

Bu bölümde vücudumuzun uyum içinde çalışmasını sağlayan iskelet sistemimizi tanıyacağız. Kemik, eklem ve kas çeşitlerini öğreneceğiz.

DESTEK VE HAREKET SİSTEMİ
“Birlikten kuvvet doğar.” atasözü vücudumuzdaki kasların çalışma sistemini çok güzel özetlemektedir. Basit bir hareketi gerçekleştirmek için bile kaslar ve kemikler birlikte çalışır. Metal bir parayı elimizde tutmamızı veya 5 kg ağırlığındaki bir çantayı kaldırmamızı sağlayan güç, kaslarımız ve kemiklerimizin etkileşimiyle ortaya çıkar.

Gün boyunca yaptığımız tüm hareketlerde, destek ve hareket sistemi görevlidir. Bunun yanında bu sistemin görevleri şunlardır:
• Vücuda şekil verir, destek sağlar.
• İç organlarımızı korur. Örneğin kalbimiz ve akciğerlerimiz kaburgalarla, omuriliğimiz omurga ile beynimiz ise kafatası kemikleriyle korunur.
• Kemikler ve kaslar birlikte çalışarak hareket etmemizi sağlar.
• Kemik; kalsiyum, magnezyum, fosfor gibi mineralleri depolar.
• Kemiğin yapısında bulunan kırmızı kemik iliği, kan hücrelerini üretir.

Destek ve hareket sistemi, iskelet ve kaslar olmak üzere iki kısımdan oluşur.

İSKELET
Vücudumuzun çatısını oluşturan iskelet sistemimiz kemik, kıkırdak ve eklemlerden oluşmaktadır.

Resim

1. KEMİKLER
Kemiklerimiz, kıkırdak dokunun sertleşmesi ile oluşur. Anne karnında kıkırdak dokularda kalsiyumun birikmesiyle kemikleşme başlar. Yeni doğan bebeklerin kafatasının üst kısmı yumuşak bir kıkırdak dokudan oluşur. Büyüdükçe kafatasımızın şekli değişir ve kemikler sertleşir. Kemikleşme yirmili yaşlara kadar devam eder ancak burun ucu ve kulak kepçesi gibi bazı bölgeler kemikleşmez.
Resim
Yeni doğmuş bir bebeğin iskeletinde 300'ün üzerinde kemik bulunur. Daha sonra bazı kemiklerin birleşmesiyle kemik sayısı 206'ya iner. İnsan iskeleti; baş, gövde ve üyeler iskeleti olarak üç kısımdan meydana gelir.
Resim

Aşağıdaki tabloda yetişkin bir insanda kemik çeşitlerinin sayıları verilmiştir.
Resim
İnsan vücudundaki en güçlü ve uzun kemik uyluk kemiği, en küçük kemik (3 mm) ise kulakta bulunan üzengi kemiğidir.

Tıpta hastalıkların tanı ve tedavisinde çeşitli yöntemlerden yararlanılır. Bunlardan biri de kemiklerimizi ve bazı organlarımızı görüntülemek için kullanılan röntgen adı verilen yöntemdir. Röntgen görüntüleri incelenerek kemiklerde oluşan kırıkların yerleri ve şekilleri rahatlıkla saptanabilir. Kırıkların yerlerinin ve şekillerinin tam olarak bilinmesi, uygun tedavinin seçimi açısından önemlidir.

2. EKLEMLER
Gün boyunca yaptığımız hareketleri düşünelim. Merdivenleri dizlerimizi bükmeden çıkabilir miyiz? Parmak eklemlerimizi hiç hareket ettirmeden, kalem tutarak yazı yazabilir miyiz? Eklemlerimiz olmasaydı bu hareketleri gerçekleştirebilir miydik? Bu hareketleri yapabilmek için kullandığımız kemiklerin birbirine bağlı olması gerekir. İki kemiğin birbirine bağlandığı yere eklem denir. Sizce iskeletimizde bulunan bütün eklemler hareketli midir? Boynumuzu her yöne çevirebilir miyiz? Omurgamızda bulunan omur kemiklerini aynı kolaylıkla her yöne çevirebilir miyiz? Kafatası kemiklerimiz, çene kemiğimiz gibi hareket edebilir mi? Eklemler hareket yeteneklerine göre üç çeşittir.
Resim

İnsanlarda boy uzaması sınırlıdır. Ergenlik döneminin sonunda boy uzaması durur. Bunun nedeni, kemiklerin büyümesini sağlayan büyüme bölgelerindeki kıkırdak tabakanın kemikleşmesidir.

3. KIKIRDAK
Kıkırdak, kemik gibi sert bir yapıya sahip değildir, esnektir. Kıkırdak, kemiklerimizin büyüme bölgelerinde bulunur. Kemiklerimizin boyca uzamasını sağlar. Ayrıca hareketi kolaylaştırarak kemiklerin sürtünmeden kaynaklı aşınmasını önler. İskeletin esnek olmasını sağlayarak kemiklerin kolayca kırılmasını önler. Kıkırdak; uzun kemiklerin ve kaburgaların uç kısımlarında, burun ucu ve kulak kepçesinde, omurgayı oluşturan omurların arasında bulunur. Kollarımızı ve bacaklarımızı acı çekmeden hareket ettirebiliriz. Çünkü oynar eklemlerdeki kıkırdaklar arasında bulunan eklem sıvısı, sürtünmeyi en aza indirir. Böylece eklem yüzeyindeki aşınma ve tahribat önlenmiş olur.

Kaburga uçlarında bulunan kıkırdak, soluk alıp verme sırasında göğüs kafesine esneklik kazandırır. Ayrıca kıkırdak yapıdaki burun ucu ve kulak kepçesinin esnek olması, bu organları darbelere karşı korur.

KASLAR
Kitaplarımızı çantaya koyabilmek için gerekli hareketi iskelet tek başına yapabilir mi? Başka yapılar da bu işi yapmada görevli midir?
Elbette kemik ve eklemler tek başına hareket sağlayamaz. İskeletimizin hareket etmesini sağlayan yapılara kas denir. İskeletimiz kaslarla kaplıdır. Kaslarımız iskeletle birlikte vücudumuza şekil verir. Kaslar kasılıp gevşeyerek hareket etmemize yardımcı olur. İç organlarımızın çalışmasını sağlar. Vücudumuzdaki bütün hareketler bizim kontrolümüzde midir? Yürümek, bizim kontrolümüzdedir ama kalbimiz isteğimiz dışında çalışır. Benzer şekilde mide, bağırsak, akciğer gibi organlarımızın çalışması da isteğimiz dışındadır.

Kaslar, yapısına ve çalışma prensibine göre üçe ayrılır.
Resim
Bir adım atmak için 200 kas çalışır. Gülmek için 17 kas, kaş çatmak için 43 kas çalışır.
Vücudumuzdaki en hareketli kaslar, göz kaslarımızdır. Vücudumuzdaki en küçük kas kulağımızda, en büyük kas ise kalçamızda bulunur. En güçlü kas ise çene kasımızdır.

2. BÖLÜM: SİNDİRİM SİSTEMİ
KONU VE KAVRAMLAR
• Sindirim Sistemini Oluşturan Yapı ve Organlar
• Fiziksel (Mekanik) ve Kimyasal Sindirim
• Enzimler
• Karaciğer, Pankreas
• Karaciğerin ve Pankreasın Sindirimdeki Görevleri

Bu bölümde sindirim sistemini oluşturan yapı ve organların görevlerini inceleyecek, sindirim çeşitleri hakkında bilgi edineceğiz.

SİNDİRİM SİSTEMİNİ OLUŞTURAN YAPI VE ORGANLAR
Yediğimiz besinlerden enerji ihtiyacımızı karşılarız. Aldığımız bu besinler vücut içindeki yapılardan geçemez ve dolayısıyla vücut tarafından kullanılamaz. Vücudun kullanabilmesi için yediğimiz besinlerin kana karışabilecek kadar küçük parçalara ayrılması olayına sindirim denir.
Sindirim olayının gerçekleşmesini sağlayan sisteme sindirim sistemi denir.
Resim
Ağız: Besinlerin sindirimi ağızda dişler, dil ve tükürük salgısı yardımıyla başlar.
Yutak: Besinlerin ağızdan yemek borusuna iletilmesini sağlar. Yutakta sindirim gerçekleşmez. Yutkunma sırasında yutak, soluk borusunu kapatarak besinlerin buraya kaçmasını engeller.
Yemek Borusu: Yaklaşık 25 cm uzunluktadır. Yapısında bulunan kasların kasılıp gevşemesiyle yutaktan gelen besinler mideye iletilir. Yemek borusunda sindirim gerçekleşmez.
Mide: Yapısında bulunan kasların yaptığı çalkalama hareketi ile besinler bulamaç haline gelir. Mide özsuyunda bulunan asit, besinlerle mideye ulaşan bakterilerin üremesini önler.
İnce Bağırsak: Sindirim sisteminin en uzun organıdır. Yetişkin bir insanda boyu yaklaşık 6-7 m’dir. Sindirime yardımcı olan karaciğer ve pankreasın salgıları buraya gelir. Yağların sindirimi burada başlar. Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin sindirimi burada tamamlanır. Besinler kana geçebilecek kadar küçük parçalara ayrılmıştır. İnce bağırsağın yapısında bulunan kıvrımlar sindirimi tamamlanan besinlerin emilerek kana geçmesini sağlar.
Kalın Bağırsak: Uzunluğu yaklaşık 1,5 m’dir. Yapısında emilimi sağlayan kıvrımlar bulunmaz. Sindirime uğramayan su, vitamin ve mineraller kalın bağırsakta bulunan kıvrımlar tarafından emilerek kana geçer. Kalın bağırsağın son kısmına anüs adı verilir. Sindirim sonucu oluşan besin atıkları buradan dışarı atılır.

SİNDİRİM ÇEŞİTLERİ
Fiziksel (mekanik) ve kimyasal sindirim, besinlerin kana geçebilmesi için gereklidir.

Bu nedenle sindirimi iki başlıkta ele alacağız.
1. Fiziksel Sindirim: Enzim kullanılmadan besinlerin yüzeyini genişletmek için yapılan sindirimdir. Fiziksel sindirimle besinler küçük parçalara ayrılır.
• Ağızda bulunan dişler çiğneme yoluyla besinleri küçük parçalara ayırır.
• Midede mide kaslarının kasılıp gevşemesiyle besinler küçük parçalara ayrılır.
• İnce bağırsaklarda yağların fiziksel sindirimi gerçekleşir.

2. Kimyasal Sindirim: Besinlerin enzim ve su yardımıyla küçük parçalara ayrılmasıdır. Besinler bu sindirim sayesinde yapı taşlarına ayrılır.
• Ağızda tükürük içindeki enzimler yardımıyla karbonhidratların kimyasal sindirimi gerçekleşir.
• Midede bulunan mide özsuyu içindeki enzimler yardımıyla proteinlerin kimyasal sindirimi gerçekleşir.
• İnce bağırsakta pankreastan gelen pankreas özsuyu yardımıyla karbonhidrat, yağ ve proteinlerin kimyasal sindirimi gerçekleşir.

SİNDİRİME YARDIMCI ORGANLAR
1. Karaciğer: Safra denilen bir sıvı salgılayarak ince bağırsağa gönderir. Bu sıvı, yağların fiziksel sindirimini tamamlar.
Karaciğer, belli oranda kendini yenileme yeteneği olan bir organdır. Deriden sonra en büyük organ karaciğerdir.
2. Pankreas: Pankreas özsuyu denilen bir sıvı salgılayarak ince bağırsağa gönderir. Karbonhidrat, yağ ve proteinlerin kimyasal sindirimine yardımcı olur.

3. BÖLÜM: DOLAŞIM SİSTEMİ
KONU VE KAVRAMLAR
• Dolaşım Sistemini Oluşturan Yapı ve Organlar
• Kalbin Yapısı ve Görevi
• Kan Damarları
• Büyük ve Küçük Kan Dolaşımı
• Kan Grupları, Kan Bağışı
• Dolaşım Sistemi
Bu bölümde kalbin yapısını inceleyeceğiz. Büyük ve küçük kan dolaşımının amacı hakkında bilgi sahibi olacağız. Kanımızda bulunan yapıları ve bunların görevlerini kavrayacağız. Kan bağışının toplum açısından önemini değerlendireceğiz.

DOLAŞIM SİSTEMİNİ OLUŞTURAN YAPI VE ORGANLAR
Tüm canlılar, kendilerini oluşturan daha küçük yapı birimlerinden oluşmuştur. Bu yapı birimlerini mikroskop yardımıyla görebiliriz. Bu yapı birimlerinde canlıların ortak özelliği olarak bildiğimiz solunum, enerji üretimi, boşaltım gibi yaşamsal olayların gerçekleştiğini biliyor muydunuz? Canlılar, yaşadıkları ortamdan aldıkları besin ve oksijeni vücutlarında yeni madde yapımında ve enerji üretiminde kullanırlar. Benzer şekilde, bu yapı birimlerinde yaşamsal faaliyetler sonucu atık maddeler oluşur ve bunların dışarı atılması gerekir.

Canlıları oluşturan küçük yapı birimlerine gerekli olan maddeleri (besin ve oksijen) getiren ve bu yapı birimlerinde oluşan karbondioksit ve amonyak gibi atık maddeleri boşaltım organlarına taşıyan sisteme dolaşım sistemi denir.

Dolaşım Sisteminin Görevleri:
1. Vücuttaki tüm yapı birimlerine oksijen ve besin götürmek.
2. Vücuttaki yapı birimlerinde oluşan karbondioksit ve atık maddeleri boşaltım organlarına taşımak.

İnsanın dolaşım sistemi kalp, damarlar ve kandan oluşur.

Resim

KALBİN YAPISI VE GÖREVİ

Resim
Kalp göğüs boşluğunda, iki akciğer arasında bulunur. Kalbin büyüklüğü yumruk kadardır. Kalp, kalp kasından oluşur. Kalbin görevi vücuda kan pompalamaktır.
Kalpten pompalanarak vücuda dağılan kan, vücuttaki yapı birimlerine besin ve oksijen taşır. Bu yapı birimlerinde yaşamsal olaylar sonucu oluşan karbondioksit ve atık maddeleri alarak boşaltım organlarına taşır.
Kalp dört odacıktan oluşur. Üst kısımdaki odacıklar küçük, alt kısımdaki odacıklar büyük yapıdadır. Üst odacıklarda kanı kalbe getiren damarlar toplardamarlardır. Alt odacıklardan kanı kalpten vücuda dağıtan damarlar ise atardamarlardır.
Kan, kalpten pompalanarak damarlarla tüm vücuda dağılır ve tekrar damarlarla kalbe geri döner.
Kan vücutta dolaşırken kanın yapısındaki besin ve oksijen oranı ile karbondioksit ve atık madde oranı değişir.

Doktorun stetoskop ile kalbimizi dinlediğinde duyduğu ses, kalpte kapakçıkların açılıp kapanması sırasında çıkan sestir.

KAN DAMARLARI
Kan, vücudun her yerine dağılırken nasıl bir yol izler? Dolaşım sistemini, taşımacılığa benzetebiliriz. Bu durumda kanın içinde ilerleyebileceği yollara ihtiyaç vardır. Kanın ilerleyeceği yollar damarlarımızdır. Vücudumuzdaki tüm kan damarları, uç uca bağlansaydı Dünya’nın çevresini iki kereden fazla dolanabilirdi.

Kan damarları üç çeşittir:
• Atardamarlar, kanı kalpten vücuda taşıyan damarlardır.
• Kılcal damarlar, atardamarlar ve toplardamarlar arasında yer alır.
• Toplardamarlar, kanı kalbe getiren damarlardır.

Kalbin her kasılışında atardamarlara yaptığı vuruş etkisine nabız denir. Nabız, damarların üzerine hafifçe basılarak sayılır. Yetişkin bir insanda nabız sayısı dakikada ortalama 70-80 atımdır. Nabız, bilekte ve boyunda daha kolay hissedilir.

Kanın atardamar duvarına yaptığı basınca tansiyon denir. Kan basıncı, atardamarlarda ölçülür.Alt odacıklar kasıldığında ve kan kalp dışına itildiğinde oluşan basıncın ölçüsüne büyük tansiyon denir. Alt odacıklar gevşediğinde kan basıncı düşer. Alt odacıklar tekrar kasılmadan hemen önce kanla dolduğunda oluşan basıncın ölçüsüne küçük tansiyon denir. Koşup oynadığımızda kalp atışlarımız hızlanır. Kalp, daha hızlı çalışarak vücuda daha fazla besin ve oksijen gönderir.
Hızlı hareket ettiğimizde, heyecanlandığımızda, sinirlendiğimizde, kalbin atışları arttığından nabız da artar. Kalbin atım hızının artması demek, kalpten daha fazla kanın vücuda gönderilmesi demektir.

Resim

Büyük Kan Dolaşımı
Kanın kalp ile vücut dokuları arasındaki dolaşımıdır. Kan bu dolaşımda uzun bir turu tamamlar. Büyük kan dolaşımının amacı, tüm vücuda besin ve oksijen gibi yararlı maddeleri ulaştırmak, yaşamsal faaliyetler sonucu vücutta oluşan zararlı ve atık maddeleri toplamaktır.
Küçük Kan Dolaşımı
Kanın kalp ile akciğerler arasındaki dolaşımıdır. Küçük kan dolaşımının amacı, büyük kan dolaşımı ile bir turu tamamlayarak kalbe geri dönen kanın akciğerlerde temizlenmesini sağlamaktır.

KANIN YAPISI VE GÖREVLERİ
Kan; besin, oksijen ve vücut için gerekli olan diğer maddeleri vücudumuzdaki tüm yapılara taşıyan, damar içinde dolaşan sıvıdır. Aynı zamanda vücudumuzdaki yapılarda oluşan atık maddeleri toplayıp vücut dışına atılmak üzere boşaltım organlarına iletir.

Kan iki kısımdan oluşur. Bunlar kan hücreleri ve kan plazmasıdır. Alyuvar, akyuvar ve kan pulcukları olmak üzere üç çeşit kan hücresi vardır.
Resim

KAN GRUPLARI VE KAN ALIŞVERİŞİ

İnsan vücudunda A, B, AB ve O olmak üzere dört çeşit kan grubu bulunur. Kan grubu çeşidini belirleyen, alyuvarlarda yer alan protein özellikteki yapılardır. Kan alışverişi aynı kan grupları arasında yapılır. Kan alışverişi için alyuvarlarda bulunan Rh faktörüne de dikkat edilir. Alyuvarlarında Rh faktörü bulunuyorsa kan, Rh (+); Rh faktörü bulunmuyorsa kan, Rh (-) olarak adlandırılır. Kan alışverişi yapacak kişilerin Rh faktörlerinin de aynı olması gerekir. Örneğin B Rh (+) kana ihtiyacı olan birisine B Rh (+) kan verilir.

4. BÖLÜM: SOLUNUM SİSTEMİ
KONU VE KAVRAMLAR
• Solunum Sistemini Oluşturan Yapı ve Organlar
• Akciğerler

Bu bölümde vücutta oluşan atık gazlardan kurtulmamızı sağlayan solunum sistemini öğreneceğiz.

SOLUNUM SİSTEMİ
Yapmış olduğunuz "Solunum Sistemi Modeli Oluşturalım" etkinliği ile soluk alıp vermede görevli olan soluk borusu ve akciğerlerin nasıl çalıştığını gözlemlediniz. Soluk alıp verme sırasında burun, yutak, gırtlak, soluk borusu ve akciğerler görevlidir. Ayrıca akciğerin altında bulunan kas yapısındaki diyafram ile kaburga kasları da soluk alıp vermede etkilidir. Soluk alıp verme sırasında görevli olan bu yapı ve organların hepsi solunum sistemimizi oluşturur.

Solunum sistemi, vücudumuzdaki tüm yapılar için gerekli olan oksijeni havadan alır; bu yapılarda oluşan karbondioksiti ve su buharını vücudumuzdan uzaklaştırır. Solunum sistemi yardımıyla havadan alınan oksijen, kan dolaşımıyla tüm yapılarımıza taşınır. Bu yapılarda oluşan karbondioksit de vücudumuzdan atılmak için kan dolaşımıyla solunum sistemine iletilir.
Solunum sistemini oluşturan yapı ve organlar ile bunların görevlerini aşağıdaki şekli inceleyerek daha yakından tanıyabilirsiniz.
Resim

Burun: Hava giriş ve çıkışı gerçekleşir. Yapısında kıllar, kılcal kan damarları ve mukus salgısı üreten tabaka bulunur. Burundaki kıllar ve mukus havayla gelen toz parçalarını tutar. Mukus havayı nemlendirir. Kılcal kan damarları ise havayı ısıtır.
Yutak: Ağız ve burun boşluğuyla yemek ve soluk borusunun birleştiği yerdir. Burun yoluyla alınan hava yutağa geçer.
Gırtlak: Yutak ile soluk borusu arasında yer alır. Yutaktan gelen havayı soluk borusuna iletir. Burada sesin oluşmasını sağlayan ses telleri bulunur.
Soluk Borusu: Gırtlaktan gelen havanın akciğerlere ulaşmasını sağlar. Üst üste dizilmiş kıkırdak halkalardan oluşur. İç kısmını kaplayan bir zar vardır. Bu zar kaygan ve yapışkan bir sıvı üreterek toz ve mikropları tutar. Tutulan toz, mikrop ve yabancı maddeler balgam olarak vücuttan dışarı atılır.
Akciğerler: Süngerimsi bir yapıya sahip olan akciğerler sağda ve solda olmak üzere iki tanedir.
Diyafram: Akciğerlerin genişleyip daralmasını sağlayan bir kastır. Akciğerlerin alt kısmında yer alır. Diyafram, soluk aldığımızda düzleşir; soluk verdiğimizde kubbeleşir.

5. BÖLÜM: BOŞALTIM SİSTEMİ
KONU VE KAVRAMLAR
• Boşaltım
• Böbrekler
• Deri
• Akciğer
• Kalın Bağırsak

Bu bölümde boşaltım sistemini oluşturan yapı ve organları ve bunların görevlerini öğreneceğiz.


BOŞALTIM SİSTEMİ
Yediğimiz besinler, vücudumuzdaki yapılar tarafından kullanılmak üzere küçük parçalar haline getirilir. Sindirilmiş olan bu besinler kan yoluyla taşınır. Bu besinler çeşitli durumlarda enerji verici, yapıcı onarıcı ve düzenleyici olarak kullanılır. Bu durumlarda besinlerin kullanılması (parçalanması) sonucu biriktiği zaman vücudumuza zarar veren bazı atık maddeler oluşur. Bu maddelerin vücuttan uzaklaştırılmasına boşaltım, boşaltım organlarının oluşturduğu sisteme de boşaltım sistemi denir.

Besinlerin parçalanması sonucu açığa çıkan atık maddeler karbondioksit, su, amonyak, safra, besinlerle fazla miktarda alınan mineral ile B ve C vitaminleridir.
Resim
Böbrek: Boşaltımın başladığı organdır. Kan, ilk önce böbreklere gelir ve burada süzülür. Böbrek, kanda bulunan fazla suyu, tuzu, mineralleri ve bazı vitaminleri süzerek idrar oluşmasını sağlar. İnsan vücudunda, biri sağda biri solda olmak üzere, iki böbrek bulunur. Böbrekler bel hızasında yer alır.
Üreter (İdrar Borusu): İnce, uzun, kaslı borucuklar şeklindedir. Böbreklerde süzülen idrarı idrar kesesine taşır.
İdrar Kesesi (Mesane): Esnek bir yapıya sahiptir. İdrarı toplar. İdrar miktarı arttıkça belirli oranda esneyebilir.
İdrar kesesi, yetişkin ve sağlıklı bir insanda 400-800 mililitre idrar tutabilir ancak 250-300 mililitreye ulaştığında idrarı boşaltma ihtiyacı hisseder.
Üretra (İdrar Kanalı): İdrarın dışarı atıldığı kanaldır.

Vücudumuzda boşaltım yapan başka organlarımız da vardır. Bu organlar deri, akciğerler ve kalın bağırsaktır.
Deri: Vücudumuzdaki suyun ve tuzun fazlasını terleme yoluyla dışarı atar.
Akciğerler: Vücuttaki yapılarda besinlerin oksijenle parçalanması sonucu açığa çıkan karbondioksit ve su buharını, soluk verme yoluyla dışarı atar.
Kalın Bağırsak: Yediğimiz besinlerin, içtiğimiz suyun ve safranın atıklarını dışkı yoluyla dışarı atar.

Ünite Değerlendirme

Aşağıdaki cümlelerde boş bırakılan yerlere doğru sözcüğü/sözcükleri yazınız.
1) Kemikler şekillerine göre ....................., .................. ve ..................... olmak üzere üçe ayrılır.
2) Kafatasında bulunan eklemler …........... eklem, omurgada bulunan eklemler …........... eklem, diz kapağında bulunan eklemler …........... eklemdir.
3) Dolaşım sistemini oluşturan yapılar .................... , ...................... ve kandır.
4) Dolaşım sisteminin amacı vücuttaki yapılara ..................... ve ................... taşıyıp yapılarda oluşan ....................... ve ................... boşaltım organlarına taşımaktır.
5) Kanın atardamar duvarına yaptığı basınca …………..denir.
6) Küçük kan dolaşımı ............................. başlar, .............................. biter.
7) Solunum sisteminin amacı, kanın ......................... bakımından zenginleşmesini sağlamaktır.

Aşağıdaki ifadeler doğru ise (D) yanlış ise (Y) harfi yazınız.
( ...) Kalp kası yapı olarak çizgili kaslara, çalışması bakımından düz kaslara benzer.
( ...) Akyuvarlar kana kırmızı rengini veren kan hücreleridir.
( ...) Rh faktörü aynı olmayan kan grupları arasında kan alışverişi yapılamaz.
( ...) Kalın bağırsak, isteğimizle çalışan kaslardan oluşmuştur.
(... ) Safra sıvısı mide tarafından salgılanır.

Aşağıdaki çoktan seçmeli soruları cevaplayınız.
1) Aşağıda bazı kemikler kemik çeşitleri ile eşleştirilmiştir. Hangi eşletirme yanlış yapılmıştır?
A) El bilek kemiği - kısa kemik
B) Omur kemiği - kısa kemik
C) Kol kemiği - uzun kemik
D) Kaburga kemiği - uzun kemik

2) Aşağıda verilenlerden hangisi oynamaz eklemdir?
A) Kafatasındaki eklemler
B) Bel omurları arasındaki eklemler
C) Kol kemikleri arasındaki eklemler
D) Bacak kemikleri arasındaki eklemler

3) Aşağıda verilen kaslardan hangisinin yapısı diğerlerinden farklıdır?
A) Mide
B) Bağırsak
C) Kalp
D) Yemek borusu

KONU KAZANIM KAVRAMA TESTİ ÇÖZMEK İÇİN TIKLA >https://www.kavramaca.com/forum/viewtop ... =141&t=120


Cevapla

“6. Sınıf Fen Bilimleri Konu Özetleri” sayfasına dön