6. ÜNİTE:ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ VE ÇEVRE BİLİMİ

8. Sınıf Fen Bilimleri Dersi Ünitelerin Konu Özetleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 385
Kayıt: 15 May 2019, 11:08
Konum: Kocaeli
İletişim:

6. ÜNİTE:ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ VE ÇEVRE BİLİMİ

Mesaj gönderen admin »

BU ÜNİTE 4 BÖLÜMDEN OLUŞMUŞTUR
A. BESİN ZİNCİRİ
B. ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ
C. MADDE DÖNGÜLERİ
Ç. SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA


1. BÖLÜM: BESİN ZİNCİRİ
Anahtar Kavramlar
— Besin zinciri
— Üretici
— Tüketici
— Ayrıştırıcı
— Ekoloji piramidi
— Besin ağı
— Biyolojik birikim


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda besin zinciri, besin ağı ve ekoloji piramidini kavrayacak, besin zincirindeki üretici, tüketici ve ayrıştırıcılara örnekler vereceksiniz.



Besin Zinciri
Bir ekosistemde birçok canlı ve cansız varlığın birbirleriyle etkileşim içinde bulunduğunu önceki sınıflarda öğrenmiştiniz. Ekosistemde bir canlının hayatını sürdürebilmesi, diğer bir canlının hayatına bağlıdır. Avcı olan canlı, av olan başka bir canlıyı yem olarak kullanırken kendisi de başka bir canlıya av olabilir.
Bir canlıdan diğer bir canlıya beslenme yoluyla madde ve enerji aktarılması sonucu oluşan canlı dizilimine besin zinciri denir. Aşağıda birkaç besin zinciri örneği verilmiştir. Bunlardan ilki kara ekosistemindeki bir besin zinciridir. Bu zincirin ilk halkası bitkilerdir. Tırtıl bitkiyi, kurbağa tırtılı, yılan kurbağayı yer. Baykuş da yılanı besin olarak tüketir.
İkinci görselde ise deniz ekosistemindeki bir besin zinciri örneği yer almaktadır. Burada plankton adı verilen küçük canlılar çok hücreli başka canlılar tarafından tüketilir. Bunlar küçük balıklar tarafından, küçük balıklar da kendilerinden daha büyük balıklar tarafından tüketilerek besin zinciri oluşturulur.
Resim

Acıktığınız zaman ihtiyaç duyduğunuz besinleri vücudunuzda üretemediğiniz için dışarıdan hazır olarak alırsınız. Ancak bitkiler ihtiyaç duydukları besini kendileri üretebilir. Bu özelliklerinden dolayı bitkiler üretici olarak adlandırılır. Besin ve enerji kaynağı oldukları için üreticiler, besin zincirinin daima ilk basamağında yer alır. Üreticiler, ürettikleri besinin bir kısmını kendi ihtiyaçları için kullanırken bir kısmını da depo eder.
Bitkilerin dışında bazı tek hücreli canlılar ve algler de üreticilerdendir.
Resim

Besin zincirinin diğer bir halkası tüketicilerdir. Tüketiciler, adlarından da anlaşılacağı üzere ihtiyaç duydukları besinleri kendileri üretemeyip dışarıdan hazır olarak alır.
Tüketiciler besin kaynaklarına göre üçe ayrılır. Sadece bitkilerle beslenen tüketicilere otçullar denir. İnek, çekirge, ceylan, keçi ve zürafa otçul canlılardandır.
Resim

Tüketici canlılardan sadece hayvanlarla beslenenlere etçiller adı verilir. Aslan, timsah, tilki, köpek balığı ve çakal etçil canlılardandır.
Resim

Bazı canlılar ise hem bitki hem de hayvanlarla beslenir. Bu tür canlılara hem etçil hem de otçul tüketici adı verilir. İnsan, ayı, tavuk, serçe ve şempanze hem etçil hem otçul canlılardandır.
Resim

Sonbaharda ağaçtan düşen bir yaprak bir süre sonra toprağa karışır. Ölü bitki ve hayvanlar da zamanla toprağa karışır. Bu olay ayrıştırıcılar tarafından gerçekleştirilir. Üretici ve tüketicilerin oluşturduğu ölü ve organik atıkların yıkımını ve parçalanmasını sağlayan canlılara ayrıştırıcılar denir. Bazı bakteriler, bazı mantarlar ayrıştırıcı canlılardandır.

Besin zincirinin her halkasında ölü ve organik atıklar bulunur. Bu durumda bu atıkların ayrıştırılması için ayrıştırıcıların besin zincirinin her halkasında olması gerekmektedir.

Besin zincirinde bir tüketici, bir üretici ya da başka bir tüketiciyi besin olarak kullanabilir. Bu şekilde besin ağları oluşur. Aşağıdaki görselde farklı canlılar arasındaki besin ağı gösterilmiştir.
Resim

Ekoloji Piramidi
Bir ekosistemdeki besin zincirinde yer alan basamaklar arasında bulunan ilişki ekoloji piramidi ile ifade edilir. Üreticiler ekoloji piramidinin ilk basamağında, 1. dereceden tüketiciler 2. basamağında, 2. dereceden tüketiciler ise 3. basamağında yer alır. Ayrıştırıcı olan bakteri ve mantarlar ise besin piramidinin her basamağında yer alabilir. Ekoloji piramidinde enerji ihtiyacını üreticilerden elde eden canlılara otçul, otçullardan elde edenlere etçil, bu iki grubun ikisinden de elde edenlere ise hem etçil hem otçul adı verilir.

Resim
Bitkiler, Güneş’ten aldıkları enerjiyi kullanarak besin üretir. Besinlerdeki enerjinin büyük bir bölümünü kendileri için kullanırlar. Bu enerjinin yaklaşık % 10’luk kısmı 1. dereceden tüketicilere aktarılır. 1. dereceden tüketiciler de bitkilerden aldıkları besinlerdeki enerjinin % 90’a yakın kısmını kullanıp kalanını 2. dereceden tüketicilere aktarır. Böylece en fazla enerji üreticilerde olur. Tüketiciler arasında enerji aktarılırken enerji kaybı gerçekleşir. Örneğin üreticilerdeki 1000 J’lük enerjinin ancak 100 J’lük kısmı 1. dereceden tüketicilere aktarılır. 2. dereceden tüketiciye aktarılan miktar ise yaklaşık 10 J’dür.
Ekoloji piramidinde beslenme ilişkisine bağlı olarak vücut büyüklüğü genelde artar. Vücut büyüklüğüne ters orantılı olarak üreticiden tüketiciye doğru gidildikçe birey sayısı azalır.

Çeşitli kimyasal maddeler canlıların vücudunda tamamen parçalanamaz ve birikir. Buna biyolojik birikim adı verilir. Tüketici canlılar enerji gereksinimlerini karşılamak için birçok canlı tükettiğinden üreticilerden tüketicilere doğru gidildikçe biyolojik birikim artar.


2. BÖLÜM: ENERJİ DÖNÜŞÜMLERİ

Anahtar Kavramlar
— Fotosentez
— Solunum


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda besin üretiminde fotosentezin önemini fark edecek, fotosentez hızını etkileyen faktörlerle ilgili çıkarımlarda bulunacak, canlılarda solunumun önemini kavrayacaksınız.

Fotosentez

Bitkilerin Güneş ışığı, su ve karbondioksit kullanarak kendi besinlerini üretmesine fotosentez adı verilir. Fotosentez yapan canlılar kendi besinlerini üretebildikleri için üretici olarak adlandırılır. Bitkiler fotosentez için gereksinim duydukları suyu topraktan kökleri aracılığıyla alır. Güneş ışığından yararlanmak için ise Güneş ışığının soğurulması gerekmektedir. Soğurulma işlemi bitkinin yaprak hücrelerinde bulunan kloroplast organelindeki klorofil sayesinde gerçekleşir.

Resim

Güneş ışığı yaprağa geldiğinde yapraktaki klorofil bunu soğurur. Topraktan kökler aracılığıyla alınan su ve mineraller havadan alınan karbondioksit ile klorofil içinde kullanılır. Fotosentez sonucunda besin olarak glikoz denilen basit şeker üretilir ve oksijen gazı açığa çıkar.
Resim

Yaşam, Güneş’ten gelen enerji ile devam eder. Bu enerji, fotosentez sayesinde üreticilere geçer. Besin zinciri yoluyla diğer canlılar da bu enerjiden yararlanır. Fotosentez sonucu elde edilen besin, basit bir karbonhidrat olan glikozdur. Bitkiler, glikozun bir kısmını kendi gelişimleri için kullanırken bir kısmını da depo eder. Tüketiciler bitkileri tüketerek bu glikozu bünyelerine katar. Fotosentez sonucu oluşan bir diğer ürün oksijendir. Oluşan bu oksijen hem bitkiler hem de oksijenli solunum yapan diğer canlılar tarafından solunum olayında kullanılır.

Fotosentez Hızına Etki Eden Faktörler
Fotosentez, canlılığın devamı için gerekli bir olaydır. Çünkü bitkilerin fotosentezle ürettiği besinler, besin zinciri yoluyla tüketici canlılara aktarılır.
fotosentez hızını etkileyen bir faktörler:
* Ortamın Sıcaklığı
* Topraktaki Su miktarı
* Ortamdaki Karbondioksit miktarı
* Işığın rengi ve şiddeti


Bitkiler yeşil rengi yansıttığı için yeşil ışıkta fotosentez miktarı en azdır. Kırmızı ve mor dalga boyu ise fotosentezin en yüksek seviyede olduğu dalga boylarıdır. Bitkiler Güneş ışığı içindeki farklı dalga boylarındaki ışığı soğurarak fotosentez yapabilir.

Su, tüm canlılar için gerekli bir maddedir. Etkinlikte yeterince sulamadığınız bitkinin gelişemediğini gözlemlemenizin nedeni bitkinin fotosentez yapmak için su alamamasıdır. Çünkü su, fotosentez hızını etkileyen bir faktördür.

Solunum

Canlılar hayatlarını devam ettirmek için enerjiye gereksinim duyar. Bu enerji, besinlerden elde edilir. ATP olarak adlandırılan besinlerin hücre içinde parçalanmasıyla enerji elde edilmesine solunum adı verilir. Vücuda alınan besinler önce sindirilerek kana geçebilecek hâle gelir. Sindirilen besinler solunum olayı ile parçalanır ve ATP elde edilir. ATP, yaşamsal faaliyetlerin gerçekleştirilmesi için kullanılır. İşte bu nedenle en basit canlıdan en karmaşık yapılı canlıya kadar tüm canlılar solunum yapmak zorundadır. Bitkiler gündüz fotosentez ve solunumu birlikte yaparken geceleri sadece solunum yapar.

Oksijenli ve oksijensiz olmak üzere iki çeşit solunum vardır.
Resim

Solunum çeşitleri arasındaki tek fark oksijen kullanıp kullanılmaması değildir. Besinler oksijenli solunumla parçalandığında yüksek miktarda enerji elde edilir. Fazla enerjiye gereksinim duyan gelişmiş yapıdaki canlılar bu nedenle oksijenli solunum yapar. Oksijensiz solunum sonucu elde edilen enerji miktarı ise oksijenli solunuma göre oldukça azdır. Bu nedenle oksijensiz solunum daha çok basit yapılı canlılarda görülmektedir.
Adından da anlaşılacağı gibi oksijenli solunum oksijen kullanılarak yapılan solunumdur. Hücrelerde bulunan besinlerin oksijenle parçalanarak enerji elde edilmesine oksijenli solunum denir.

Resim

Besinlerin enzimler yardımıyla oksijen kullanmadan yıkılıp enerji elde edilmesine oksijensiz solunum denir. Oksijensiz solunum, laktik asit ve etil alkol fermantasyonu olmak üzere iki çeşittir. Fermantasyon sonucu oluşan ürünler, fermantasyon çeşidine göre farklılık gösterir.

Resim
Mayalanan hamurun bir süre sonra kabardığını görmüşsünüzdür. Mayalanmaya mikroskobik canlıların neden olduğunu önceki sınıflarda öğrenmiştiniz. Bu canlılar oksijensiz solunumun bir çeşidi olan etil alkol fermantasyonu yapar. Bu olay sonucunda açığa çıkan karbondioksit, hamurun kabarmasını sağlar.

Resim
Yorucu egzersizler sonucunda kollarınızda ve bacaklarınızda ağrı hissedersiniz. Bir süre dinlendiğinizde ise bu ağrı geçer. Halk arasında bu duruma hamlama da denir. Bunun nedeni, çizgili kaslarda biriken laktik asittir. Yorucu egzersizler sırasında çizgili kaslara yeterince oksijen gitmez. Bu durumda çizgili kaslar oksijenli solunumun yanı sıra oksijensiz solunum da yapar. Bu oksijensiz solunum sonunda laktik asit açığa çıkar. Biriken laktik asit kaslarda yorgunluğa neden olur. Yoğurdun mayalanmasını sağlayan mikroorganizmalar da laktik asit fermantasyonu yapar.


3. BÖLÜM: MADDE DÖNGÜLERİ
Anahtar Kavramlar
 Su döngüsü
 Oksijen döngüsü
 Azot döngüsü
 Karbon döngüsü
 Ozon tabakası
 Küresel ısınma


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda doğadaki madde döngülerinin neler olduğunu ve bunların yaşam açısından önemini sorgulayacak, küresel iklim değişikliklerinin nedenlerini ve olası sonuçlarını tartışacaksınız.

Doğadaki Madde Döngüleri Nelerdir?
Tüm canlılar rahatça yaşayabilmek için bazı maddelere gereksinim duyar. Canlıların gereksinim duydukları maddelerin canlı ve cansız çevre arasındaki dolanımına madde döngüleri adı verilir. Bu bölümde su, oksijen, azot ve karbon döngüleri ele alınmaktadır.

Su Döngüsü
Sağlıklı bir yaşam için yetişkin bir insanın günde yaklaşık 1,5-2 litre su içmesi gerektiğini biliyorsunuz. Su, sadece insanlar için değil tüm canlılar için hayati bir ihtiyaçtır. Tüm canlıların suya ihtiyaç duymasına karşın, Dünya’daki içilebilir su kaynakları kısıtlıdır. Dünya’daki su miktarı su döngüsü sayesinde dengede kalabilmektedir. Aşağıdaki şemada su döngüsü yer almaktadır.
Resim
Yeryüzündeki sular, toprağın altında yer altı sularıyla birleşir. Bu sular deniz, göl ve okyanuslara dökülür. Bitkiler kökleri ile topraktan su alır. Hayvanlar ise doğrudan suyu alarak ya da bitkileri tüketerek su ihtiyacını karşılayabilir. Bitkiler ve hayvanlar suyun bir kısmını terleme ve solunum yoluyla atmosfere geri verir. Güneş ışınlarının etkisiyle deniz, göl ve okyanuslardaki su buharlaşarak tekrar atmosfere yükselir. Atmosferin yüksek kesimlerinde bulunan su buharı soğuk hava ile karşılaşınca yoğunlaşarak kar ve yağmur gibi doğa olayları sayesinde yeryüzüne iner. Suyun bu şekilde dolanmasıyla su döngüsü gerçekleşir.

Oksijen Döngüsü
Doğduğunuz andan itibaren soluk alıp vermektesiniz. Ders çalışırken, spor yaparken hatta uyurken bile soluk alıp verirsiniz. Soluk alma sırasında havadaki oksijen gazını (O2) kullanırsınız. Canlılığın devamı için havadaki oksijen gazının belirli bir oranda kalması gerekir. Bu durum oksijen döngüsü ile sağlanır.
Resim
Oksijen havada O2 şeklinde bulunur. Soluk alma olayıyla bitki ve hayvan vücuduna giren oksijen, soluk verme sırasında karbondioksidin (CO2) yapısına katılarak havaya karışır. Fotosentez yapan canlılar karbondioksidi havadan alır ve fotosentez sayesinde besinin yapısına katar. Bu olay sonucunda oksijen açığa çıkar ve bu oksijen havaya verilir. Devamlı olarak gerçekleşen bu olaya oksijen döngüsü adı verilir.

Karbon Döngüsü
Canlı vücuduna katılan elementlerden biri karbondur. Besin üretimi sırasında bitkilerin vücudunda olan karbon, besin zinciri sayesinde tüketicilerin vücuduna geçer. Karbonun canlı ve cansız çevre arasında dolanımına karbon döngüsü adı verilir. Aşağıdaki şemada karbon döngüsü ifade edilmiştir.
Resim
Havadaki karbondioksidin (CO2) yapısında bulunan karbon, fotosentez ile bitki tarafından alınır; fotosentez sonucu oluşan glikozun yapısına katılarak besin hâline gelir. Bu besin, bitkileri yiyen tüketicilere aktarılır. Organizmaların ölüp toprağa karışması ve fosilleşmesi sonucu fosil yakıtlar oluşur. Fosil yakıtlarının yanması ve canlıların solunum yapmasıyla ortaya çıkan karbondioksit tekrar atmosfere karışır. Böylece karbon döngüsü tamamlanır.

Azot Döngüsü
Soluduğumuz havada çeşitli gazlar bulunur. Soluk alırken kullandığımız oksijen gazı, havanın sadece %21’ine yakın bir kısmını oluşturur. Havanın yaklaşık %78’ini azot gazı (N) oluşturur. Azot, canlıların yapı taşı olarak kabul edilen proteinin yapısına katıldığı için çok önemlidir. Ancak canlılar havadaki azotu doğrudan kullanamaz. Bunun için azotun azotlu bileşiklere dönüştürülmesi gerekir. Havadaki azotun toprağa, topraktaki azotun ise havaya karışması azot döngüsü sayesinde gerçekleşir.
Resim
Havada serbest hâlde bulunan azot, yıldırım ve şimşek gibi hava olayları sırasında su ile birleşip toprağa düşer. Baklagillerin köklerinde yaşayan azot bağlayıcı bakteriler de havanın serbest azotunu bitkinin yapısına katar. Bitkiler azotu topraktan, otçullar ise bitkilerden alır. Etçiller de otçullar ile beslenerek azot ihtiyacını karşılar. Bitkilerin, hayvanların artıkları ve cesetleri ayrıştırıcı bakteriler tarafından
çürütülür ve amonyağa dönüştürülür. Toprakta bulunan bazı bakteriler amonyağı bitkilerin kullanabileceği azot tuzlarına dönüştürür. Bazı bakteriler ise topraktaki fazla azotun havaya tekrar aktarımını sağlar.
Böylece azot döngüsü tamamlanır.
Dünya, tüm canlıların yaşamı için gereken maddelerin ideal oranda bulunduğu bir gezegendir. Madde döngüleri ile sağlanan düzen bozulduğunda tüm canlılar zamanla bu durumdan olumsuz etkilenir.

Küresel Isınma
Dünya için en önemli ısı ve ışık kaynağı hiç şüphesiz Güneş’tir. Dünya’dan milyonlarca kilometre uzakta olmasına rağmen Güneş ışınları Dünya’ya ulaşır ve onu hem aydınlatır hem de ısıtır. Canlılar, Güneş’ten gelen bu enerjiyle hayatlarını sürdürebilir. Güneş’ten gelen ışınların hepsi sağlığa yararlı değildir. Zararlı ışınların yeryüzüne ulaşmasını engelleyen bir tabaka vardır. Bu, kalınlığı yaklaşık 20-50 km aralığında değişebilen ozon tabakasıdır. Atmosferin ikinci tabakası olan stratosfer katmanındaki bu tabaka Dünya’nın etrafını sarmıştır. Ozon tabakasının görevi Güneş’ten gelen yararlı ışınların yeryüzüne inmesini, zararlı ışınların ise tutulmasını sağlamaktır. Âdeta bir filtre görevi yapan ve yaşam için çok önemli olan bu tabaka incelmeye başlamıştır.

Atmosferin bileşiminde sera gazları adı verilen su buharı, karbondioksit, metan, ozon gibi çeşitli gazlar bulunur. Bu gazlar ışığı önce soğurur sonra bir kısmını tekrar yayar. Böylece bir çeşit yalıtım görevi yaparak yeryüzünün fazla ısınmasını veya soğumasını engeller. Buna sera etkisi denir.

Teknoloji, hayatı daha kolay hâle getirmektedir. Ancak teknoloji ile birlikte hayata kazandırılan bazı ürünler ozon tabakasının incelmesine ve sera etkisinin bozulmasına neden olabilmektedir. Kişisel bakım için kullanılan parfüm ve deodorantlar, sanayi tesislerinden atılan atıklar, fabrika bacaları ve taşıtlardan çıkan gazlar, çeşitli tarım ilaçları bunlardan bazılarıdır. Bu ürünlerden çıkan zehirli gazlar ısı tutma özelliği gösterir. CO2 ve ısıyı tutan diğer gazların miktarındaki artış atmosferin sıcaklığının artmasına neden olur. Sonuçta sera etkisi ve atmosferin sıcaklığı hızla artar. Buna küresel ısınma adı verilir.

Güneş’ten gelen ışınlar önce vücudun dış örtüsü olan deriyle temas eder. Ozon tabakasının seyrelmesi sonucu zararlı ultraviyole (UVB, UVC) ışınları da yeryüzüne ulaşır ve cilde zarar veren rahatsızlıklara neden olur. Gözde oluşan katarakt bunlardan biridir

Deniz ekosistemleri de küresel ısınmadan etkilenir. Zararlı ışınlar balık larvası, yengeç, karides, deniz bitkileri gibi pek çok canlıyı olumsuz etkiler.

Küresel ısınmanın bir başka sonucu da küresel iklim değişikliğidir. İnsan faaliyetleri sonucu havanın ısınma eğilimi giderek artmakta, bu da iklim değişikliğine neden olmaktadır. Buzulların erimesi, buharlaşmanın artması, yağmurun büyük kısmının sağanak şeklinde olması, buna bağlı olarak sel ve heyelan gibi olayların artması küresel iklim değişikliğinin belirtilerindendir.

Buzulların erimesiyle başta kutup ayıları olmak üzere birçok hayvan evsiz kalma tehlikesiyle karşı karşıya dır. Ayrıca yükselen sular denizin su seviyesinin yükselmesine ve birçok toprağın sular altında kalmasına neden olmaktadır.

İnsanların ekosistemler üzerindeki etkilerini ölçmek amacıyla ekolojik ayak izi yöntemi geliştirilmiştir. Ekolojik ayak izi tüketilen doğal kaynakların yeniden üretimi, oluşan atıkların geri dönüşümü için ne kadar hava ve suya ihtiyaç duyulduğunu hesaplayan bilimsel bir ölçüdür. Bireysel veya topluluk olarak ekolojik ayak izi hesaplanabilir.

Aşağıda küresel ısınmanın engellenmesine yönelik önerilerinden bazıları verilmiştir:
— Ozon tabakasına zarar veren maddeleri içeren deodorant ve parfümler kullanılmamalıdır.
— Fabrika bacalarına ve araçların egzoz borularına filtreler takılmalıdır.
— Kimyasal temizlik malzemeleri ve tarım ilaçlarının çevreye verdiği zararlar konusunda insanlar bilinçlendirilmelidir.
— Gereksiz ağaç kesimi engellenmeli, uygun alanlar ağaçlandırılmalıdır.


4. BÖLÜM: SÜRDÜRÜLEBİLİR KALKINMA

Anahtar Kavramlar
— Sürdürülebilir yaşam
— Tasarruf
— Geri dönüşüm


Neler Öğreneceksiniz?
Bu bölümü tamamladığınızda kaynakların tasarruflu kullanımına özen gösterecek, bu konuda bir proje tasarlayacaksınız. Geri dönüşümün önemini fark edecek, kaynakların tasarruflu kullanılmaması durumunda gelecekte karşılaşılabilecek problemleri belirterek bunlara çözüm önerisi sunacaksınız.

Kaynakların Tasarruflu Kullanımı
Gereksinim duyduğunuz maddelerin madde döngüsü sayesinde, bir düzen içinde doğada bulunduğunu öğrendiniz. Yaşamın sorunsuz devam etmesi için bu düzenin korunması gerekir. Temiz su kaynaklarının tükenmesi, havanın kirlenmesi, canlıların nesillerinin tükenmesi bu düzeni bozan etkenlerdendir. Sürdürülebilir kalkınma ile bu durumun önüne geçilebilir. Doğal kaynaklara zarar vermeden, kaynakların bilinçli tüketilmesini sağlayarak gelecek nesillerin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik bugünün ve geleceğin planlanmasına sürdürülebilir kalkınma adı verilir.

Dünya’daki çeşitli kaynaklar gün geçtikçe azalmaktadır. Bu durumun besin ağlarındaki bir canlı grubunu bile olumsuz etkilemesi, diğer canlıların da olumsuz etkilenmesine neden olur. O hâlde kaynakların tasarruflu kullanımına dikkat edilmelidir.

Elektrik, su, doğal gaz, petrol ve temiz hava sıkça kullanılan önemli kaynaklardandır. Ülkemizde ve Dünya’da bu kaynakların tasarruflu kullanımına yönelik çeşitli çalışmalar yapılmaktadır. Çevre dostu otomobiller, enerji tasarruflu ampuller, daha az suyla daha fazla bulaşık yıkayan makineler, bu konuda geliştirilen projelerdendir.

Geri Dönüşüm
Aşağıdaki görselde yer alan kutuları alışveriş merkezlerinde, sokaklarda, okulunuzda ve daha birçok yerde görmüşsünüzdür. Geri dönüşüm kutusu, gün geçtikçe daha fazla yerde karşınıza çıkmaktadır. Bu durum atıkların geri dönüşümünün ne kadar önemli olduğunun bir göstergesidir.
Resim

Katı atıkların, fabrikalarda işlem görerek tekrar kullanılabilecek hâle getirilmesi amacıyla ham madde olarak kullanılması işlemine geri dönüşüm adı verilir.
Cam, kâğıt, plastik, pil, demir, röntgen filmi ve alüminyum gibi katı atıklar geri dönüşümle tekrar kullanılabilir. Bu durumda doğal kaynaklar korunur. Ayrıca bu atıkların tekrar tekrar kullanılması, yenilerinin alınması için gereken para ihtiyacını da ortadan kaldırır. Böylece ülke ekonomisine önemli ölçüde katkı sağlanır. Aşağıdaki tabloda 2015 yılında ülkemizdeki bazı maddelerin oranları verilmiştir.
Resim

Su, yaşamımız için vazgeçilmez bir kaynaktır. Temizlik ve içme suyu ihtiyacının giderilmesinde kullanılır. Ayrıca birçok canlının yaşam alanıdır. Bitkiler fotosentez için suya gereksinim duyar. Su kaynakları tasarruflu kullanılmadığında sular tükenebilir ve sonuçta birçok problem yaşanır. Balıkların ve diğer su canlılarının ölmesi, bitkilerin fotosentez yapamaması ve besin üretememesi, içme suyu ve temizlik ihtiyacının giderilememesi bunlardan sadece bazılarıdır. Basit önlemler alarak su tasarrufu yapabilirsiniz.
Resim

Hayatımızın pek çok alanında kullandığınız kaynaklardan biri de elektriktir. Bilgisayardan asansöre, lambadan fırına kadar birçok araç elektrikle çalışır. Elektrik üreten kaynaklar tükendiğinde bu araçlar kullanılamaz. Sonuçta ulaşım, sağlık, iletişim alanlarında çok büyük aksaklıklar yaşanır. Bunların yaşanmaması için aşağıda bazı çözüm önerileri sunulmuştur.
Resim

Ünite Sonu Değerlendirme Soruları

Aşağıdaki bilgiler doğru ise yay ayraç içine “D”, yanlış ise “Y” yazınız.
1) (....) Bir besin zincirinde ayrıştırıcılar her basamakta bulunabilir.
2) (....) Fotosentez sadece Güneş ışığı altında gerçekleşir.
3) (....) Bitkiler gece ve gündüz solunum yapmaya devam eder.
4) (....) Birinci dereceden tüketiciler fotosentez yapan canlılarla beslenebilir.
5) (....) Oksijenli solunumda açığa çıkan enerji miktarı oksijensiz solunuma göre daha fazladır.
6) (....) Geri dönüşüm, sürdürülebilir kalkınmanın bir parçasıdır.

Aşağıdaki çoktan seçmeli sorularda doğru seçeneği işaretleyiniz.

1) Aşağıdaki olayların hangisinde besin üretimi gerçekleşir?
A) Laktik asit fermantasyonu
B) Oksijenli solunum
C) Fotosentez
D) Etil alkol fermantasyonu

2) İkinci dereceden tüketici bir canlıyla ilgili olarak aşağıda verilen bilgilerden hangisi ya da hangileri doğrudur?
I. Etçil olabilir.
II. Otçul olabilir.
III. Üretici olabilir.
IV. Hem etçil hem otçul olabilir.
A) Yalnız I
B) I ve IV
C) II ve IV
D) I ve III

3) Aşağıdakilerden hangisi hem tohumun çimlenmesi hem de bitkinin gelişimi için gereken ortak bir etken değildir?
A) Işık
B) Su
C) Oksijen
D) Sıcaklık

4) Doğadaki bir madde döngüsünde;
I. Ayrıştırıcı canlıların görev aldığı
II. Şimşek ve yıldırımın etkili olduğu
III. Baklagillerin etkin olduğu
Biliniyorsa bu döngü aşağıdakilerden hangisi olabilir?
A) Azot
B) Oksijen
C) Su
D) Karbondioksit


5) “Çalışan, çalışmayan bilgisayar ve bilgisayar parçalarınızı, yazıcı, tarayıcı, monitör, tablet ve dizüstü bilgisayarlarınızı bize bildirin, anlaşmalı olduğumuz geri dönüşüm firması evinizden alsın, tamir edilebilir parçaları tamir edip ihtiyacı olan köy okullarına gönderelim.”
Yukarıda geri dönüşümle ilgili bir proje örneği verilmiştir. Bu projede aşağıdakilerden hangisi amaçlanmış olamaz?
A) Ülke ekonomisine katkıda bulunma
B) Atık miktarını azaltarak kaynakları tasarruflu kullanma
C) Toplumsal dayanışma ve yardımlaşmayı artırma
D) Kişisel gelir elde etme

6) Mert ve arkadaşları küresel ısınmaya dikkat çekmek amacıyla bir pano hazırlıyor. Buna göre Mert ve arkadaşları panoya aşağıdaki bilgilerden hangisini yazmamalıdır?
A) Küresel ısınma iklim değişikliğine neden olabilir.
B) Küresel ısınmanın önüne geçilemez.
C) Birçok ülke küresel ısınmaya karşı önlem almaktadır.
D) Küresel ısınma canlı yaşamını olumsuz etkiler.

7) Aşağıdakilerden hangisi havadaki karbondioksit miktarını arttıran olaylardan biri değildir?
A) Fotosentez
B) Solunum
C) Yanma
D) Fosil yakıt tüketimi

LGS ÖRNEK SORULARI ÇÖZMEK İÇİN TIKLAYIN > https://www.kavramaca.com/forum/viewtop ... =150&t=126


Cevapla

“8. Sınıf Fen Bilimleri Konu Özetleri” sayfasına dön