5. Sınıf / 3. Ünite: İnsanlar, Yerler ve Çevreler Konu Özeti

5. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Üniteler için Konu Özetleri
Cevapla
Kullanıcı avatarı
admin
Mesaj Panosu Yöneticisi
Mesajlar: 385
Kayıt: 15 May 2019, 11:08
Konum: Kocaeli
İletişim:

5. Sınıf / 3. Ünite: İnsanlar, Yerler ve Çevreler Konu Özeti

Mesaj gönderen admin »

Harita
İnsanlar, ilk çağlardan başlayarak, yaşadıkları çevrenin şeklini ve yapısını merak etmişler, etraflarında bulunan yer şekillerinin ve yapıların yerlerini tespit etme ihtiyacı duymuşlardır. Bu sayede de haritalar ortaya çıkmıştır. Haritalar, yeryüzünün belirli bir bölümünün belirli bir orana göre küçültülerek yüzey üzerine çizilmesi ile oluşturulur. Sosyal Bilgiler derslerinde en yaygın olarak kullanılan haritalar fiziki ve siyasi haritalardır.

Kabartma Haritalar
Haritalar oluşturulurken çeşitli yöntemler kullanılır. Kabartma yöntemi de bunlardan birisidir. Kabartma haritalarda arazi, belirli bir yükseklikten bakılıyormuş gibi üç boyutlu olarak görünür. Bu haritaların pürüzlü yapısından dolayı yeryüzü şekillerinin yükseltilerini hissedebiliriz. Yeryüzü şekillerini en iyi gösteren haritalar bu haritalardır.

Öte yandan, harita üzerindeki bilgiler yalnızca kabartmayla verilemeyeceğinden, bazı bilgileri vermek için çeşitli işaretler ve renkler kullanılır. Bu işaretlerin ve renklerin ne anlama geldiğini ifade etmek amacıyla haritanın bir köşesinde, harita anahtarı adı verilen bir tabloya yer verilir. Haritalardan en iyi şekilde faydalanabilmek için, bu işaretlerin ve renklerin anlamlarını bilmemiz büyük önem taşır. Yan tarafta verilen harita anahtarında, başkent içi dolu bir kare, iller de içi dolu bir yuvarlak ile gösterilmiştir. Yükseltiler ise sağda yer verilen kutular içinde açık ve koyu renk tonlamaları kullanılarak verilmiştir.

Yeryüzü Şekilleri
Haritalarda çeşitli yeryüzü şekillerine yer verilir. Dağlar, akarsular, göller, ovalar, vadiler ve platoları bu yeryüzü şekillerinden bazılarıdır. Ülkemizde birçok dağ, ova, akarsu, göl, vadi ve plato bulunmaktadır.

Dağlar, yer kabuğunun çıkıntılı, yüksek, eğimli yamaçlarıyla çevresine hâkim ve oldukça geniş bir alana yayılan bölümleridir. Akarsular, doğdukları yerden, yağmur ya da eriyen karlarla beslenen belirli bir yatak boyunca sürekli ya da zaman zaman akan sulardır. Akarsuların diğer yeryüzü şekillerinin oluşmasında da etkileri vardır.

Vadi adı verilen yeryüzü şekilleri akarsu yatağının aşınmasıyla oluşur. Akarsular tarafından derince yarılmış, çevresine göre yüksek olan geniş düzlüklere ise plato adı verilir. Öte yandan, çevrelerine göre çukurda kalmış düzlükler de vardır. Ova adı verilen bu düzlükler, akarsularla yarılmamıştır ve eğimleri azdır. Ovalar, çoğunlukla tarım için elverişli, verimli topraklarla örtülüdür.

Haritalarda gördüğümüz oluşumlardan bir diğeri olan göller ise genellikle yer kabuğu hareketleri sonucunda oluşan, toprakla çevrili, derin ve geniş, tuzlu ya da tuzsuz durgun su birikintileridir.

Hava Olaylarının Günlük Yaşantımıza Etkisi

Hava olayları günlük yaşantımızı oldukça yakından etkiler. Ulaşım, turizm ve tarımsal faaliyetler hava olaylarından etkilenen alanlardan bazılarını oluşturur. Bu nedenle havanın durumunu önceden bilmek ve buna uygun olarak davranmak, başka bir ifade ile gerekli tedbirleri almak oldukça önemlidir. Havanın durumunu önceden bilmek için hava tahminlerinden yararlanılır. Bilim insanları sıcaklık, nem, rüzgâr gibi değişkenlerle ilgili verileri takip eder ve yorumlar. Bunun sonunda gelecek gün veya günlerdeki havanın nasıl olacağı ile ilgili tahminlerde bulunurlar. Bu tahminler çeşitli medya araçlarıyla paylaşılır.

Türkiye’de Görülen İklimler
Havanın durumu her gün aynı olmaz. Kimi zaman güneşli, kimi zaman yağmurlu, kimi zaman ise karlı bir gün yaşarız. Havanın durumu bu şekilde farklılık gösterse de hava olayları, uzun yıllar boyunca ortalama bir değerde seyreder. Hava olaylarının gösterdiği bu ortalama seyir, iklim olarak adlandırılır.

Yurdumuzun her yerinde aynı iklim özellikleri görülmez. Çünkü hava olayları, ilgili yerin dünya üzerinde bulunduğu coğrafi yere ve sahip olduğu yeryüzü şekillerine göre farklılık gösterir. Mesela, ülkemizin üç tarafı denizlerle kaplı olduğu için kıyılarımızda daha ılık iklimler yaşanır. Ülkemiz dağlarının deniz etkisinin iç kesimlere girmesini engellemesi ise iç kesimlerde daha sıcak ve soğuk iklimlerin görülmesine neden olmuştur. Türkiye’de belli başlı 3 farklı iklim tipi görülür. Ülkemizin görülen iklimler; karasal iklim, Akdeniz iklimi ve Karadeniz iklimidir.

Karasal iklim, ülkemizin doğusunda ve iç kesimlerinde görülen bir iklim tipidir. Bu iklimde yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde kış mevsimi erken başlar. Yaz mevsiminde ise hava sıcaklıkları yüksek değerlerde seyreder. Bu iklimin bitki örtüsü bozkırdır. Karasal iklimin görüldüğü yerlerde, yetiştiği dönemde yağışa, olgunlaştığı ve hasat edildiği dönemde ise kuraklığa ihtiyaç duyan buğday gibi ürünler sıklıkla yetiştirilir. Bu iklimin etkisini gösterdiği kırsal bölgelerde insanlar, genellikle toprak ve kerpiçten yapılmış evlerde yaşarlar.

Akdeniz iklimi, Ege, Marmara ve Akdeniz kıyılarında görülen bir iklim tipidir. Bu iklimin görüldüğü yerlerde yazlar sıcak ve kurak, kışlar ise ılık ve yağışlı geçer. Yazın havanın çok sıcak olmasından dolayı bu iklimin görüldüğü yerlerde yaz turizmi çok gelişmiştir. Kış mevsiminde ise sıcaklıklar aşırı derecede düşmez. Bu nedenle Akdeniz iklimin görüldüğü yerlerde soğuk havadan olumsuz olarak etkilenen limon, portakal ve mandalina gibi turunçgiller fazlaca yetişir. Akdeniz ikliminde bitki örtüsü, maki adı verilen kısa boylu çalılardır. İnsanlar genellikle taştan yapılmış evlerde yaşar.

Karadeniz iklimi, Karadeniz’de ve Marmara’nın kuzeyinde görülen bir iklim tipidir. Bu iklimde yazlar serin, kışlar ise ılık geçer. Her mevsim yağış görülür. Yağışın fazla olması, bitki örtüsünün canlı ve gür ormanlardan oluşmasına neden olmuştur. Ayrıca yağışı seven çay ve fındık, Karadeniz iklimi görülen bölgelerde fazlaca yetişir. Karadeniz’de yayla turizmi çok gelişmiştir. Kırsal kesimlerde inşa edilen evlerde yapı malzemesi olarak ahşap tercih edilir.

Ülkemizde Nüfus

Nüfus, belirli bir zamanda ev, ilçe, il ve ülke gibi sınırları tanımlı bir alanda yaşayan insan sayısı olarak tanımlanmaktadır. Türkiye nüfus dağılış haritası incelendiğinde, illerimizin farklı nüfuslara sahip olduğu dikkati çekmektedir. Bir ilin nüfusunun fazla veya az olmasında etkili olan çeşitli faktörler vardır.

Yeryüzü şekilleri, iklim koşulları, toprak verimliliği gibi coğrafi özellikler ile sanayi, ticaret ve turizm gibi ekonomik faaliyetler; bir yerin nüfusu üzerinde etkili olan faktörlerden bazılarıdır. İnsanlar yerleşim yeri olarak barınma, beslenme, iş ve eğitim gibi temel ihtiyaçlarını kolayca karşılayabilecekleri alanları seçerler. Buna ek olarak, nüfusun yoğun olduğu bölgelerde artan ihtiyaçların karşılanması için yapılan yatırımlar şehirleşmeyi sağlar. Şehirleşen bölgeler diğer bölgelerden göç alır. Bunun sonucunda bu bölgelerdeki nüfus yoğunluğunun daha da artığı görülür. Bu nedenle, ekonomik faaliyetlerin yapıldığı, toprağın verimli ve iklimin elverişli olduğu yerlerin nüfusu fazladır. Bu durumun aksine ekonomik faaliyetlerin gelişmediği ve iklim koşullarının olumsuz olduğu yerlerin nüfusu ise daha az olur. Bunun yanında bir bölgede bulunan nüfus miktarı ve yoğunluğu doğal ve beşerî etkenlere göre bölgeden bölgeye farklılık gösterebilir.

Akdeniz Bölgesi’nde; tarımın, turizmin, ticaretin ve sanayinin gelişmiş olması bölgenin nüfus yoğunluğunu arttırmıştır.

Marmara Bölgesi’nin yükseltisinin az olması, tarımsal üretim için verimli topraklara sahip olması, ılıman bir iklime sahip olması gibi doğal etkenler ile sanayi, ticaret bankacılık ve ulaşım gibi beşerî etkenlerin çok gelişmiş olması nedeniyle ülkemizin en yoğun nüfuslu bölgesidir.

Karadeniz Bölgesi’nde yerleşmeye elverişli düzlük alanlar az olduğu için, bölgede dağlık bir yerleşme hâkimdir. Bu durum nüfusun az olmasına neden olmuştur.

Ege Bölgesi’nde nüfus daha çok kıyı kesimlerde toplanmıştır. Bunun nedeni; kıyı kesimlerde tarımsal üretim için verimli ovaların bulunması, iklimin elverişli olması, sanayi, ulaşım, ticaret ve turizm gibi alanların çok gelişmiş olmasıdır.

Güneydoğu Anadolu Bölgesi, verimli ova ve platolar ile kaplıdır, ancak kuraklık nedeniyle az nüfuslanmış bir bölgedir. Nüfus daha çok batıda ve dağ eteklerinde yoğunlaşmıştır. Gaziantep en yoğun nüfuslu şehridir.

Doğu Anadolu Bölgesi, yer şekillerinin dağlık ve engebeli olması, iklim şartlarının da çok sert olması nedeniyle nüfus oranı bu bölgede azdır. Nüfusun büyük bir bölümü iklimin daha elverişli olduğu ve tarımsal üretim yapılan ovalarda yaşamaktadır. Ulaşımın zor olması nedeniyle sanayi ve ticaret çok fazla gelişmemiştir.

İç Anadolu Bölgesi’nin yüz ölçümüne göre nüfusu azdır. Nüfusun büyük bir bölümü dağ etekleri ile akarsu kenarlarında toplanmıştır. Ankara’nın başkent olması, ulaşım ve sanayi imkanlarının gelişmiş olması gibi nedenlerden dolayı Ankara bölgenin en fazla nüfuslu şehridir.

Ülkemizdeki Afetler
Büyük oranda veya tamamen insanların kontrolü dışında gerçekleşen tehlikeli olaylar afet olarak adlandırılır. Deprem, heyelan, çığ, sel, erozyon ve orman yangınları ülkemizde sıklıkla görülen afetlerdendir. Afetler, ciddi anlamda can ve mal kaybına neden olan olaylardır ve insanlar üzerinde derin izler bırakır. Afetlerin tam anlamıyla önlenebilmesi mümkün değildir. Ancak gerekli önlemler alınarak, afetlerin etkileri en aza indirilebilir.

Deprem
Yer kabuğunda zaman zaman ani kırılmalar meydana gelir. Bu kırılmalar sonucunda yer kabuğu hareket etmeye başlar. Bu hareketler deprem olarak adlandırılır. Depremler, genellikle yer kabuğunun kırılma ihtimalinin yüksek olduğu deprem kuşaklarında
meydana gelir. Ülkemiz topraklarının %96’sı deprem kuşağında yer alır.

Sel
Bazen gereğinden fazla yağmur veya kar yağar. Bu durumda topraklar, su altında kalabilir. Toprağın bu şekilde su altında kalmasına sel denir. Aşırı yağışlar dışında, yerleşim yerlerinde su boşaltımını sağlayan kanalların yetersiz veya tıkalı olması da sellere neden olabilir. Ülkemizde Karadeniz ve Marmara başta olmak üzere birçok yerde sel felaketi görülür. Yerleşim yerlerinin sel suları altında kalması ciddi anlamda can ve mal kayıplarına neden olur.

Heyelan (Toprak Kayması)
Dik ve ağaçlandırılmamış yerlerde, fazla yağışın etkisiyle, yüzeydeki toprak tabakasının aşağıya doğru kaymasına heyelan denir. Ülkemizde fazla yağış alan ve dik arazilere sahip olan Karadeniz’de, yeteri kadar ağaçlandırma çalışması yapılmamış alanlarda heyelan olayına sıklıkla rastlanır. Coğrafi etkenler dışında plansız olarak yapılan yol, tünel, baraj çalışmaları da heyelana neden olabilmektedir.

Çığ
Orman bakımından fakir ve dik olan arazilerde kar yağışı yoğun olduğunda biriken kar kütleleri, yüzeyde tutunamaz ve koparak aşağı yuvarlanır. Bu olaya çığ adı verilir. Doğu Anadolu, yurdumuzda çığ afetlerinin en sık yaşandığı bölgedir.

Erozyon
Verimli toprak tabakalarının yağmur suları, akarsular ve şiddetli rüzgârlar ile bir yerden başka bir yere taşınmasına erozyon denir. Erozyon sonucunda verimli topraklar taşınırken, geriye tarıma elverişsiz alanlar kalır. Erozyon oluşumu, bitki örtüsü bakımından zayıf ve dik arazilerde daha sıklıkla görülür. Ülkemizde bitki örtüsü bakımından fakir olan İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri erozyonun yaygın olarak görüldüğü yerlerdir.

Orman Yangını
Ormanların kısmen ya da tamamen yanarak yok olmasına orman yangını denir. Yıldırım düşmesi, yanardağ patlaması, sıcaklıkların aşırı derecede yükselmesi gibi doğa olayları orman yangınlarına neden olabilir. Bunun yanında, insanların bilinçsizce yaktıkları ateşler veya ormanlık alanlara attıkları sigara izmaritleri de orman yangınlarına neden olabilir. Sebebi her ne olursa olsun orman yangınları, doğal dengenin bozulmasına ve hava kirliliğinin artmasına neden olur.

Çevre Sorunları
İnsanlar, şehirleşme, sanayileşme, savaşlar gibi çeşitli nedenlerle bulundukları doğal çevreyi değiştirirler. Bu değişimler çoğu zaman doğanın dengesinin bozulmasına yol açar. Bu durum beraberinde ise çevre sorunları getirir. Hava kirliliği, su kirliliği, gürültü kirliliği, toprak kirliliği başlıca çevre sorunlarıdır.

Hava Kirliliği
Atmosferdeki zararlı gazların, canlıların sağlığını olumsuz bir şeklide etkileyecek oranda artması hava kirliliğine neden olmaktadır. Motorlu taşıtların egzozlarından çıkan gazlar, sanayi faaliyetleri sonucu ortaya çıkan zararlı gazlar ve ısınma için kullanılan yakıtlar hava kirliliğine neden olmaktadır.

Su Kirliliği
Sulara zarar veren zararlı atıkların suya yüksek miktarlarda karışmasıyla su kirliliği meydana gelir. Tarımda kullanılan kimyasal ilaçlar, sanayi atıkları, şehir kanalizasyonlarının sulara karışması suyun kirlenmesine neden olmaktadır.

Gürültü Kirliliği
Canlıların yaşamını olumsuz etkileyen ve sağlığına zarar veren tüm sesler gürültü kirliliğine neden olmaktadır. Motorlu araçların çıkardıkları sesler, sanayi tesislerinden kaynaklı sesler, yüksek düzeyde müzik sesi gürültü kirliğine örnek olarak verilebilir.

Toprak Kirliliği
Katı, sıvı veya kimyasal maddelerin toprak üzerine atılarak toprağın yapısının bozulmasına neden olur. Buna toprak kirliliği denir. Çöpler, tarım ilaçları ve kimyasal ürünler su ve hava yoluyla toprağa geçerek kirlenmesine neden olmaktadır.

Afetlerin İnsan Hayatına Etkileri
Ülkemizde zaman zaman büyük kayıplara neden olan afetler yaşanmıştır. Bunlardan biri 17 Ağustos 1999’da Kocaeli Gölcük merkezli gerçekleşen depremdir. Ülkemizde deprem dışında sel, çığ, heyelan, orman yangını gibi afetlere bağlı olarak da can ve mal kayıpları yaşanmıştır. Örneğin, 1991 ve 1992 yıllarında Güneydoğu Anadolu’da meydana gelen çığ afetlerinde 328 vatandaşımız hayatını kaybetmiştir. Afetler sonunda yaşanan bu acılar toplum hayatını derinden etkilemiş ve şiirlerimize, türkülerimize konu olmuştur.

Afetlerin Oluşumunda İnsan Etkileri İnsanların bilinçsizce davranışları afetlerin gerçekleşme riskini ve zararlarını arttırır.
Örneğin;
• binaların depreme dayanıklı olmaması,
• dere yataklarının yerleşim yeri olarak kullanılması,
• çıplak ve dik arazilerin yeteri kadar ağaçlandırılmaması
• ve ormanlık alanlarda bilinçsiz ateş yakılması,afetlerin oluşma riskini ve sonrasında oluşabilecek zararları arttıran davranışlardır.

Depreme Karşı Alınabilecek Önlemler
Depremden korunmak için;
• binalar depreme dayanıklı olmalı,
• devrilme, kırılma riski olan eşyalar devrilmeyecek şekilde sabitlenmeli,
• büyük ve kırılabilecek türdeki eşyalar alt raflara yerleştirilmeli,
• yatakların çevresinde ve üzerinde düşebilecek nesneler bulundurulmamalı,
• kapı yakınlarına çıkışları engelleyecek eşyalar yerleştirilmemeli,
• her odada “çök-kapan-tutun” duruşu yapılacak emniyetli yerler belirlenmeli
• ve gerekli malzemeleri içeren bir deprem çantası hazırlanmalıdır.

Deprem Sırasında Nelere Dikkat Edilmeli?

Depremin zararlarını en aza indirmek için deprem anında;
• panik yapılmamalı,
• kapalı bir alanda iken merdiven, asansör, balkon ve kapılardan uzak durulmalı,
• çıkışa uzak isek bina içinde güvenli bir yerde sarsıntının geçmesi beklenmeli,
• çamaşır-bulaşık makinesi, yatak ya da büyük koltuk gibi eşyaların yanında “çökkapan-tutun” duruşu alınmalı,
• açıkta iken binalardan, alt ve üst geçitlerden, telefon ve elektrik direklerinden ve ağaçlardan uzak durulmalıdır.


Cevapla

“5. Sınıf Sosyal Bilgiler Dersi Konu Özetleri” sayfasına dön